Archive for May, 2008

Dörtleme

Saturday, May 31st, 2008

Dörtleme, edebi terim. Üç farklı manaya gelebilir:

  1. Türk Halk Edebiyatında dört dizelik kıtalardan oluşan nazım şekillerinin genel adı; Mani.
  2. Antik tiyatroda yazarın (tiyatro) yarışmasına katılabilmek için yazması gereken üç tragedya ve bir satır oyunun tamamına verilen (genel) isim.
  3. Bir öykünün dört evresini ihtiva eden dört oyunun tamamına verilen isim.

John Dexter

Saturday, May 31st, 2008

John Dexter (d. 2 Ağustos 1925 - ö. 23 Mart 1990) ödüllü İngiliz tiyatro, opera ve film yönetmeni.


Broadway ödül ve adaylıkları

  • 1988 Tony ödülü: En iyi oyun yönetmenliği (M. Butterfly, kazandı)
  • 1988 Drama Desk ödülü: Seçkin oyun yönetmenliği (M. Butterfly, kazandı)
  • 1975 Tony ödülü: En iyi oyun yönetmenliği (Equus, kazandı)
  • 1975 Drama Desk ödülü: Seçkin oyun yönetmenliği (Equus, kazandı)
  • 1967 Tony ödülü: En iyi oyun yönetmenliği (Black Comedy/White Lies, aday)


Dış Bağlantılar

  • IMDb’de John Dexter

Formula 1 tarihi

Saturday, May 31st, 2008

Formula 1 yarışlarının kökeni 1920ler ve 1930lar da yapılan Avrupa Grand Prix motor yarışlarına dayanır. Formula tüm katılımcıların ve arabaların uymak zorunda oldukları kurallar bütünüdür. Formula 1, 2. Dünya Savaşından sonra 1946 yılında üzerinde anlaşılan yeni kuralların adıdır. Savaştan önce Dünya Şampiyonası için pek çok Grand Prix yarış organizasyonu düzenlenmiştir, ancak Dünya Sürücüler Şampiyonası 1947’den önce biçimlendirilememiştir. İlk dünya şampiyonası yarışı 1950 yılında İngiltere’nin Silverstone pistinde yapıldı. Üreticiler için şampiyona 1958 yılında yapılmaya başlamıştır. 1960lar ve 1970ler de Güney Afrikave İngiltere de ulusal şampiyonalar yapılmaktaydı. Şampiyona dışı Formula 1 yarışları pek çok yılda yapılmıştır, fakat artan maliyetler dolayısıyla bunlardan sonuncusu 1983 yılında yapılmıştır.


Yarışların dönüşü (1950–1958)

İlk Formula 1 Dünya Şampiyonası olan 1950 Formula One Sezonu]]nu İtalyan Giuseppe Farina Alfa Romeo (Formula One) ile kazanmıştır. Arjantinli takım arkadaşı Juan Manuel Fangioyu ucu ucuna geçerek birinci olabilmiştir. bunarağmen, Fangio 1951 Formula One sezonu, 1954 Formula One sezonu, 1955 Formula One sezonu, 1956 Formula One sezonu & 1957 Formula One sezonunu kazandı, onun bu serisi iki kez dünya şampiyonu Ferrariden Alberto Ascari tarafından kesilmiştir. Britanya’dan Stirling Moss da düzenli olarak rekabet halinde olsa da, asla Dünya Şampiyonluğunu kazanamamıştır, ve hala bu başarıyı elde edememiş en büyük pilot olarak anılır. Fangio Formula One yarışlarının ilk on yılını domine eden kişi olarak anılmaktadır. Uzun bir süre boyunca Formula One’ın “büyük ustası” olarak anılmıştır.

Bu dönem yol aracı üreten üreticiler tarafından domine edilmiştir - Alfa Romeo, Ferrari, Mercedes Benz ve Maserati – bu üreticilerin tamamı savaştan öncede yarışıyorlardı. İlk sezonlar Alfa’nın 158’si gibi savaş öncesi arabaları kullanarak geçti. Bunlar önden motorlu, dar tırtıklı lastikleri olan ve 1.5 litre kompresörlü ya da 4.5 litre normal doğal emişli motoru olan arabalardı. 1952 Formula One sezonu ve 1953 Formula One sezonu dünya şampiyonaları mevcut Formula One araba sayısından duyulan endişeler sebebi ile, daha küçük ve daha az güce sahip arabalar için olan Formula Two kurallarına göre koşuldu. 1954 yılında Formula One’a motorların 2.5 litre ile sınırlandırılması kuralı eklendiğinde Mercedes-Benz geliştirlmiş W196yı ortaya çıkardı. Bu araba desmodromic valfler ve yakıt enjeksiyonu gibi yenilikleri içermesinin yanında akış çizgilerini de içeren şasi tasarımına sahipti. Mercedes, 1955 Le Mans faciasından sonra tüm motor sporlarından çekilene kadar, sürücüler şampiyonluğunu iki yıl boyunca kazandı.


‘Garagistes’ (1959 - 1980)

İlk temel teknolojik gelişme, Cooper’ın motoru ortada olan arabalarıdır. Bu araba şirketin başarılı Formula 3 dizaynından geliştirilerek ortaya çıktı. Avusturalyalı Jack Brabham, 1959 Formula One seaznu, 1960 Formula One sezonu ve 1966 Formula One sezonu Dünya Şampiyonu, kısa sürede bu yeni dizaynın üstünlüğünü kanıtladı. 1961 Formula One sezonu itibariyle, tüm yarışmacılar motoru ortada arabalara geçtiler.

İlk İngiliz Dünya Şampiyonu, 1958 Formula One sezonunda Ferrari ile liderliğe oturan Mike Hawthorn idi. Bunarağmen, Colin Chapman’ın F1’e şasi dizayncısı olarak girmesi ve daha sonra Team Lotus’u kurması ile, BRG pistelerin gelecek onyılını domine etti. Jim Clark ile Jackie Stewart, John Surtees, Jack Brabham, Graham Hill ve Denny Hulme arasında, İngiliz takımları ve sürücüleri 1962 ile 1973 arasında oniki dünya şampiyonluğu kazandılar.

1962 Formula One sezonunda, Lotus geleneksel iskelet dizaynının yerine aliminyum monocoque şasiyi kullanan bir arabayı yarışlara soktu. Bunun motoru ortada olan arabaların geliştirilmesinden bu yana gerçekleşen en büyük teknolojik gelişme olduğu iddia edildi. 1968 Formula One sezonunda, Lotus Imperial Tobacco amblemini arabalarının üzerine boyadı, bu sponsorluk kurumunun spora girişidir.

1960larınn sonlarına doğru kanatçıkların ortaya çıkması ile araba dizaynında aerodinamik downforceun önemi giderek artmaya başladı. 1970lerin sonunda Lotus muazzam downforce ve büyük oranda artan viraj dönüş hızı sağlayan ground effect aerodinamiklerini arabasına taşıdı. Bu müthiş aerodinamik güçler arabayı yarış pistine 5”g” ye varan güçle bastırır.


Büyük İş (1981–2000)

1981 yılı ilk Concorde Anlaşmasının imzalandığı yıl olmuştur. Bu anlaşma takımlara iflas etmedikleri sürece yarışma zorunluluğu getirmekle birlikte onlara televizyon yayın hklarından elde edilen gelirden pay vermektedir. FISA-FOCA savaşını bitrerek Bernie Ecclestone’a sporun tüm finansal kontrolünü devretmiştir.

FIA 1983 Formula One sezonunda ground effect aerodinamiklerine ceza yaptırımı uyguladı. Bundan sonra, bunarağmen, turbocharger motorlar, ki Renault F1 bunun öncülüğünü 1977 Formula One sezonunda yapmıştı, 700 bhp üzerinde güç üretmekte ve bu motorlar rekabetçi olabilmek için bir zorunluluk olarak görülmekteydi. İlerleyen yıllarda, özellikle 1986 Formula One sezonunda, Formula One turbo arabaları yarış esnasında 1,100 bhp (820 kW) güç ürettiler (ve özellikle sıralama turlarında 1,400 bhp / 1,050 kW güç üretildi). Bu arabalar bugüne kadar yapılmış olan en güçlü pist yarış arabalarıydı. Motor gücü çıktısını ve bu sayede hızı düşürmek için, FIA 1984 Formula One sezonunda yakıt tanklarının büyüklüklerini sınırlandırdı ve 1988 Formula One sezonunda motor güçlendirici sistemlere sınırlama getirdi. 1989 Formula One sezonunda turboşarjlı motorları tamamen yasakladı

1990ların başlarında, takımlar aktif süspansiyon, yarı-otomatik vites kutuları ve çekiş kontrol gibi elektronik sürücü yardımlarını kullanmaya başladılar. Bu icatlardan bazıları çağdaş yol arabaları tarafından alınarak kullanılmaya başladı. FIA, yarışların sonuçları üzerinde sürücülerden daha çok teknolojinin etkili olmaya başladığını belirterek bu elektronik yardım sistemlerinden çoğunu 1994 Formula One sezonunda yasakladı. bunarağmen, pekçok gözlemci sürücü yardımlarına getirilen bu yasakların sadece sistemlerin isimlerine getirldiği görüşünde. FIA’nın bu uygulamaları yarışmanın dışarısına çıkaracak herhangşi bir teknolojik işmkanı ya da metodu yoktur.

Takımlar ikinci Concorde Anlaşmasını 1992^’de ve üçüncüsünü de 1997’de imzaladılar. Bu son anlaşmanın süresi 2007’nin son günü dolacak.

McLaren ve Williams takımları 1980ler ve 1990ları domine etmişlerdir. Bu dönemde Porsche, Honda, ve Mercedes-Benz tarafından motor desteği verilen McLaren, 16 şampiyonluk (yedi üreticiler, dokuz sürücüler) kazanırken, Williams takımı Ford, Honda, ve Renault motorları kullanmış ve yine 16 şampiyonluk (dokuz üreticiler, yedi sürücüler) kazanmıştır. Efsane pilotlar Ayrton Senna ve Alain Prost arasındaki mücadele 1988 Formula One sezonunda F1’in ana konusu haline gelmiş, ve Prost’un 1993 Formula One sezonundan sonra emekli olmasına değin sürmüştür. Trajik bir şekilde, Senna 1994 San Marino Grand Prixinde duvara çarparak hayatını kaybetmiştir. FIA, Roland Ratzenberger’in de Cumartesi sıralama turlarında hayatını kaybettiği o hafta sonundan sonra, sporun güvenlik standartlarını geliştirmek için çalışmalara başladı. O günden beri Formula One direksiyonu başında hiçbir sürücü hayatını kaybetmemiştir.

Senna, Ratzenberger & Gilles Villeneuve’üm ölümlerinden bu yana, FIA güvenliği kural değişikliklerini uygulamak için bir sebep olarak kullanmaktadır. Aksi takdirde Concorde Anlaşması’na göre kural değişikliklerinin tüm takımlar tarafından onaylanması gerekmektedir. Bu güya ‘dar yarış pisti’ çağı daha küçük arka tekerlekli arabalar ile sonuçlandı. Aynı zamanda mekanik tutunmayı düşürmek için oluklu lastikler geliştirildi. Hem ön hem de arkada tüm lastik boyunca uzanan dört oluk bulunmak zorundadır. Amaç viraj süratlerini düşürmek ve lastik ile yarış pisti arasındaki temas yüzeyini küçülterek yarışlı havaya daha yakın koşullar yaratmaktır. Bu sürücünün yeteneklerini ödüllendiren bir uygulamadır.

Mekanik tutunmanın eksikliği dahi dizaynırların bu açığı aerodinamik tutunma ile kapatma çalışmalarına sebep oldu – kanatlar yardımı ile tekerleklere daha fazla güç uygulanması gibi.

Daha yenilikçi takımlar bu dramatik değişikliği maksimize etmek için başka yollar buldu. McLaren, Adrian Newey tarafından dizayn edilen arabada, sağ ya da sol tekerleklerin ayrı ayrı fren yapmasını sağlayan bir sistem geliştirdi. Böylece virajları çok daha hızlı dönebiliyorlardı. Bu buluşta sürücü yardımı olarak algılandı ve yasaklandı.

McLaren, Williams, Renault (zamanında Benetton) ve Ferrari’den pilotlar, “Büyük Dörtlü” yü oluştururlar. 1984 Formula One sezonundan bugüne kadar tüm dünya şampiyonalarını kazanmışlardır. 1990ların teknolojik gelişmeleri sebebi ile, Formula One da yarışmanın maliyeti önemli ölçüde yükseldi. Bu artan finansal yük, dört büyük takımın üstünlüğü ile de birleşince (geniş fonlara sahip büyük araba üreticileri Mercedes-Benz (DaimlerChrysler) gibi), daha fakir bağımsız takımların sadece mücadele güçlerini etkilemedi, aynı zamanda bu iş kolunda kalamamalarına sebep oldu. Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula One’ı bırakmaya zorladı. 1990 Formula One sezonundan bu yana, 28 takım Formula One’dan ayrılmıştır.


Üreticilerin Dönüşü (2000–2006)

1999 ile 2004 yılları arasında Michael Schumacher ve Ferrari benzeri görülmemiş beş ard arda sürücüler şampiyonluğu ve altı ard arda üreticiler şampiyonluğu kazanmıştır. Schumacher pekçok yeni rekor kırmıştır. Bunların arasında Grand Prix galibiyet sayısı (91), bir sezonda galibiyet sayısı (18 yarışın 13 ü) ve en çok şampiyon olan sürücü (7). Schumacher’in şampiyonlukları 25 Eylül 2005’de Renault sürücüsü Fernando Alonso’nun Formula One’ın en genç şampiyonu olması ile sona erdi. 2006’da, Renault ve Alonso şampiyonluğu yeniden kazandı. Yedi kez Dünya Şampiyonu Schumacher, Formula One’da geçirilen 16 yılın ardından 2006 sonunda emekliye ayrıldı.

Bu süreç içerisinde şampiyonanın kuralları pistteki rekabeti geliştirmek ve maliyetleri azaltmak amacı ile sık sık FIA tarafından değiştirilmiştir. Şampiyonanın başladığı 1950 yılından itibaren yasal olan Takım emirleri, 2003 yılında takımların açık açık yarış sonuçlarına hile karıştırmalarından sonra yaşanan pek çok olaydan sonra olumsuz bir kamu oyu yarattı ve yasaklandı. Bu yaşanan olaylardan en meşhuru 2002 Avusturya Grand Prix’inde Ferrari tarafından yapılmıştır. Diğer değişiklikler sıralama formatı, puanlama sistemin, teknik düzenlemeler ile motor ve lastiklerin ne kadar süre ile kullanılması gerektiğini düzenleyen kuralları içermektedir. Lastik sağlayacı firmalar Michelin ile Bridgestone arasındaki savaş tur sürelerini azaltmasına rağmen, 2005 Amerika Grand Prix’inde Indianapolis’de Michelin lastiklerini kullanan on takımdan yedisi lastiklerinin güvensiz olduğu gerekçesi ile yarışmadı. 2006’nın sonunda Max Moseley, Formula One için “yeşil” bir gelecek çizdi ve bundan sonra enerjinin verimli kullanımı önemli bir faktör haline geldi.

1983’den beri, Formula One yarışları Williams, Mc Laren ve Benetton gibi uzman yarış takımları tarafından domine edilmiştir. Bu takımlar Mercedes-Benz, Handa, Renault ve Ford gibi büyük araba üretricisi firmaların motorlarını kullanmaktadır. 2000 yılında Ford’un çok başarısız olan projesi Jaguar takımı ile, 1985 yılında Alfa Romeo ve Renault’un yarışlara girmesinden bu yana ilk kez yeni üretici firma takımları Formula One’a girmeye başladı. 2006 itibariyle, üretici firma takımları – Renault, BMW, Toyota, Honda ve Ferrari – şampiyonayı domşne ettiler ve üreticiler şampiyonasındaki ilk altı pozisyondan beşini aldılar. Tek istisna Mercedes-Benz ile ortaklık yapan Mc Laren takımı olmuştur. Grand Prix Manufacturers Association (GPMA) {Grand Prix Üreticiler Birliği} vasıtası ile Formula One’ın ticari karından daha büyük bir pay almışlar ve sporun geleceği ile ilgili daha çok söz sahibi olmuşlardır.


Dünya Şampiyonasının Dışında

Günümüzde, “Formula One yarışı” ve “Dünya Şampiyonası yarışı” terimleri uygulamada tamamen aynı anlamı taşımaktadır; 1984’den bu yana, her Formula One yarışı Dünya Şampiyonası için puanlanmış, ve her Dünya Şampiyonası yarışı Formula One kurallarına göre yapılmıştır. Bu herzaman böyle değildi. Formula One’ın eski zamanlarında dünya şampiyonası dışında pekçok yarış daha düzenlenirdi.

Chauncey Billups

Saturday, May 31st, 2008

Chauncey Billups, 25 Eylül 1976 doğumlu Detroit Pistons oyun kurucusu. Boyu 1.91 kilosu 91.6 kilo.O Detroit Pistons’un ve NBA’ın en iyi oyun kurucularından biri olarak gösterilmektedir.NBA’ın 2006-2007 sezonunda en iyi 6. oyun kurucusu seçilmiştir. Detroit Pistons’la 2012-2013 sezonuna kadar sözleşmesi bulunmaktadır.

Psikanalitik edebiyat kuramı

Saturday, May 31st, 2008

Psikanalitik edebiyat kuramı, Sigmund Freud’un temelini attığı psikanalizin yöntemlerinin edebiyat eleştirisine uygulanmasıdır. Psikanalizin ilk dönemlerinden itibaren, Freud’un kendi yazdığı denemeler de dahil olmak üzere, etkili olmuştur. Zamanla geliştirilmiş ve farklı dallara ayrılmıştır.


Başlıca Psikanalitik Edebiyat Kuramcıları

İstanbul Gizemleri (kitap)

Saturday, May 31st, 2008
  • Kitabın Adı : İstanbul Gizemleri Büyüler , Yatırlar , İnançlar
  • Yazarı : Giovanni Scognamillo
  • Yayın Hakkı : Giovanni Scognamillo , Altın Kitaplar Yayınevi
  • Kapak Resmi : Şahin Karakoç
  • Kapak Düzeni : Fatma Bozkurt
  • Dizgi : Altın Kitaplar Basımevi
  • Baskı : 1. Basım Mart 1993
  • ISBN : 975-405-390-1


Arka Kapak Yazısı

İstanbul bir kültür , uygarlık ve bunlardan oluşan bir inanışlar potasıdır. Doğu ile Batı’nın değişmeyen bir buluşma noktası ,ve ola ki , manyetik bir alan

İstanbul kendi başına bir gizemdir , bir gizem tarihi ve bir gizemler merkezidir her türlü ve her çeşidinden. Ve İstanbul yüzyıllardan beri süregelen , bir anlayışın buluşma noktasıdır , ölümsüzlerin , gizli ve bilinmeyen üstünlerin , bilgelerin , gizemcilerin vede şarlatanların uğrağıdır.

İçinde yaşadığımız bugünün İstanbul’unda gizliliklerini yitirmiş gibi görünen her türlü gizem , sihir , büyü ve fal açık bir piyasada sürülüyor.

Aseksüel

Friday, May 30th, 2008

Aseksüel, sekse karşı ilgisiz veya isteksiz olan kişileri tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Bunun bir hastalık mı yoksa bir cinsel yönelim mi olduğu konusunda tartışmalar vardır. Bilimsel araştırmalar, eğer bu bir cinsel yönelim ise, dünyada en ender görünen yönelim olduğunu saptamıştır.

Tarihteki ünlü aseksüeller arasında; ressam Salvador Dali, besteci ve piyanist Şopen (Chopin), bilim adamı Newton, felsefeci Kant ve Tüketici Haklarının ilk savunucusu Nader yer almaktadır.

Aseksüel kelimesi, biyolojik cinsiyetini geçerli kabul etmeyenler için de kullanılır. Biyolojide eşeysiz üreme anlamına da geldiği için, Türkçe’ye yanlışlıkla “eşeysiz” olarak çevrildiği de olur.

Devasa oyunculu çevrimiçi rol yapma oyunu

Friday, May 30th, 2008

Devasa oyunculu çevrimiçi rol yapma oyunu, (Multi Massive Online Role Playing Game, MMORPG) dünya üzerinden binlerce insanın internet üzerinden oynadığı oyunlara verilen addır.


Genel Bakış

Bir MMORPG oyununda oyuncular hayalgücüyle yaratılmış gerçekdışı bir dünyada kendilerine belirli karakterler seçerek onu geliştirmek ve oyuna ait amacı yerine getirmek için oynarlar. Bu amaç yalnızca verilen görevleri birlikte yapmak olabileceği gibi ırklar savaşı gibi bir görev de olabilir. Genellikle oyundaki amaç değişik olsa dahi, oyuncuların amacı bir karakteri yapabileceğinin en iyisi yaparak sanal dünyadaki birinci olmaktır.

MMORPG’lerin büyük çoğunluğunda seviye sistemi vardır. Oyuncu deneyim kazandıkça seviyesi artacak, böylece daha yetenekli, daha güçlü olacaktır. Deneyim kazanabilmenin çeşitli yollarından ikisi bilgisayar yönetimli karaketleri (Non-Player Character) öldürmek ya da oyunun içerisinde yer alan görevleri yapmaktır.

Bu tip oyunların mantığı oyuncuların bilgisayara karşı değil birbirlerine karşı oynamalarıdır. Bu nedenle bir çok oyun içerisinde ticaret, takas ve gruplaşma seçenekleri geliştirilmiş bulunmaktadır.

Ona göre.


MMORPG’nin tarihi

Bu oyun türü ilk önce çeşitli oyuncuların birleşerek yazı tabanlı MUD (Çok Oyunculu Zindanlar) şeklinde oynanmasıyla başlamıştır. Oyuncular birbirine Telnet aracılığıyla bağlanıyorlardı. Oyunların oynanışı rol yapma oyunlarına benziyordu. Daha sonradan geliştirilen grafiklerle birlikte günümüz oyunlarına gelindi.


Günümüzde MMORPG

Günümüzde oldukça hızlı ve çabuk gelişen bir oyun alanı olmakla beraber dünya üzerinde halihazırda milyonlara varan üye sayıları bulunmaktadır. Günümüzde oldukça fazla kullanıcıları olan oyunlardan bazıları şunlardır:

  • EverQuest
  • EverQuest 2
  • Ultima Online
  • Lineage
  • Lineage 2
  • Knight Online
  • Silkroad Online
  • World of Warcraft
  • Ragnarok Online
  • Guild Wars
  • Second Life
  • İstanbul Kıyamet Vakti
  • The Crims
  • runescape[1]

Oyun

Friday, May 30th, 2008

Oyun aşağıdaki anlamlara gelebilir:

  • Oyun (anlam)
  • Oyun (tiyatro)
  • Oyun (bilgisayar)
  • Oyun (spor)
  • Oyun (Frp)
  • Oyun (moliver)
  • Oyun (film) : Michael Douglas ve Sean Penn’in başrollerini oynadıkları sinema filmi

Jon hare

Friday, May 30th, 2008

Jon Hare
Sensible Software şirketinden Jon Hare, 20 yılı aşkın bir süredir oyun sektöründe çalışıyor. Kariyeri boyunca pek çok ödül almış olan Hare, İngiltere’nin en ilginç ve ünlü oyun yazarlarından.

Hare’in en çok tanınan oyunları Sensible Soccer, Canon Fodder ve MegaLoMenia.

Primitive root modulo n (asal kök)

Friday, May 30th, 2008

Bir asal kök modülü n sayılar teorisindeki modüler aritmetikten bir kavramdır. Eğer n ≥ 1 olan bir tamsayı ise, n formuna göre aralarında asal sayılar mod n’e göre çarpılarak, bir grup oluşturacak şekilde yapılan işlem,(Z/nZ)× veya Zn* olarak gösterilir.
Bir asal sayı için p ≥ 3 ve k ≥ 1 ise, bu grup ancak ve ancak 1, 2, 4, pk, veya 2 pk ‘ya denktir. Bu döngüsel grubun bir üreteci asal kök modülü n veya Zn* ‘in bir asal elemanıdır şeklinde tanımlanır.

Bir asal kök modülü n, diğer bir değişle, mod n’e göre g gibi öyle bir tamsayıdırki n’le beraber ortak çarpanı olmayan her tamsayı, g ‘nin bir kuvvetine denktir.
Örneğin n=14 alalım.(Z/14Z)× ‘in elemanları

1, 3, 5, 9, 11 ve 13 ‘ün denk sınıflarından oluşur.

mod 14′e göre 32 ≡ 9, 33 ≡ 13, 34 ≡ 11, 35 ≡ 5 ve 36 ≡ 1 olduğundan, 3 mod 14′e göre bir asal köktür. Mod 14 için diğer ve tek asal kök ise 5′tir.


 n     nk (mod 14) – (satırlardaki değerler döngüsel şarta bağlı olarak tekrardan sonra kesilmiştir)
 1 :   1,
 2 :   2,  4,  8
 3 :   3,  9, 13, 11,  5,  1
 4 :   4,  2,  8
 5 :   5, 11, 13,  9,  3,  1
 6 :   6,  8
 7 :   7,
 8 :   8,
 9 :   9, 11,  1
10 :  10,  2,  6,  4, 12,  8
11 :  11,  9,  1
12 :  12,  4,  6,  2, 10,  8
13 :  13,  1
14 :   0,

14′le aralarında asal olan sayılar yalnızca kuvvetlerinden biri 1 (mod 14)’e ulaşan sayılardır. Bu sayıların oluşturduğu küme S = (1, 3, 9, 13, 11, 5)’dir.

Problemi f(nk) = nk − 1 ≡ 0 (mod 14) gibi ele alırsak, n için tasarlanan köklerin k > 0 olan kuvvetleri için bir polinom sağladığını görürüz. S kümesindeki elemanların tümü, R = {3, 5} kümesindeki sayılardan ve onların kuvvetlerinden elde edilebilir. Ama örneğin 11′den ve onun kuvvetlerinden elde edilemez (mod 14 için). S kümesi tüm kökleri içerir. R kümesi ise asal kökleri içerir. Bunların (mod 14)’e göre tüm kuvvetleri döngüsel olarak tüm kökleri elde eder.

Prison Break bölümleri listesi

Thursday, May 29th, 2008

Bu madde Prison Break dizisinin yayınlanan tüm bölümlerinin listesidir.İlk sezon 29 Ağustos 2005 tarihinde Amerikan Fox kanalında gösterilmeye başlanmıştır. Dizinin ilk sezonu 22 bölümdür ve sezon finali Türkiye’de 15 Mayıs 2006 tarinde gösterilmiştir. İkinci sezon ABD’de 21 Ağustos 2006′da başlamıştır ve 19 Mart 2007 tarihinde sezon finaliyle izleyiciye veda etmiştir. İkinci sezon Türkiye’de 1 Mart 2007 tarihinde izleyiciyle buluşmuştur ve ikinci sezon finali Türkiye’de 26 Temmuz 2007′de gösterilmiştir. 3. sezonun 17 Eylül 2007′de başlayacağı belirtilmiştir..Mitovich, M. W., “See You in September! Fox Details Fall Premieres”, TV Guide, July 10, 2007. Retrieved on July 11, 2007.

Bu güne kadar 2 sezon boyunca toplam 44 bölüm yayınlanmıştır.


Bölümler

Sezon Bölüm sayıları İlk yayın tarihi DVD çıkış tarihi
1.Bölge(ABD) 2.Bölge(İng.) Cd Sayısı
1 22 2005 – 2006 8 Ağustos, 2006 18 Eylül, 2006 6
2 22 2006 – 2007 4 Eylül, 2007 20 Ağustos, 2007 6
3 2007 – 2008


1. Sezon (2005 - 2006)

# Yayın tarihi Yapım kodu Bölüm adı
1 29 Ağustos 2005 1AKJ79 “Pilot (Prison Break bölümü)”
2 29 Ağustos 2005 1AKJ01 “Allen (Prison Break bölümü)”
3 5 Eylül 2005 1AKJ02 “Cell Test (Prison Break bölümü)”
4 12 Eylül 2005 1AKJ03 “Cute Poison (Prison Break bölümü)”
5 19 Eylül 2005 1AKJ04 “English, Fitz or Percy (Prison Break bölümü)”
6 26 Eylül 2005 1AKJ05 “Riots, Drills and the Devil (Bölüm 1) (Prison Break bölümü)”
7 3 Ekim 2005 1AKJ06 “Riots, Drills and the Devil (Bölüm 2) (Prison Break bölümü)”
8 24 Ekim 2005 1AKJ07 “The Old Head (Prison Break bölümü)”
9 31 Ekim 2005 1AKJ08 “Tweener (Prison Break bölümü)”
10 7 Kasım 2005 1AKJ09 “Sleight of Hand (Prison Break bölümü)”
11 18 Kasım 2005 1AKJ10 “And Then There Were 7 (Prison Break bölümü)”
12 21 Kasım 2005 1AKJ11 “Odd Man Out (Prison Break bölümü)”
13 28 Kasım 2005 1AKJ12 “End of the Tunnel (Prison Break bölümü)”
14 20 Mart 2006 1AKJ13 “The Rat (Prison Break bölümü)”
15 27 Mart 2006 1AKJ14 “By the Skin and the Teeth (Prison Break bölümü)”
16 3 Nisan 2006 1AKJ15 “Brother’s Keeper (Prison Break bölümü)”
17 10 Nisan 2006 1AKJ16 “J-Cat (Prison Break bölümü)”
18 17 Nisan 2006 1AKJ17 “Bluff (Prison Break bölümü)”
19 24 Nisan 2006 1AKJ18 “The Key (Prison Break bölümü)”
20 1 Mayıs 2006 1AKJ19 “Tonight (Prison Break bölümü)”
21 8 Mayıs 2006 1AKJ20 “Go (Prison Break bölümü)”
22 15 Mayıs 2006 1AKJ21 “Flight (Prison Break bölümü)”


2. Sezon (2006 - 2007)

# Yayın tarihi Yapım kodu Bölüm adı
01 21 Ağustos, 2006 2AKJ01 “Manhunt (Prison Break bölümü)”
02 28 Ağustos, 2006 2AKJ02 “Otis (Prison Break bölümü)”
03 4 Eylül, 2006 2AKJ03 “Scan (Prison Break bölümü)”
04 11 Eylül, 2006 2AKJ04 “First Down (Prison Break bölümü)”
05 18 Eylül, 2006 2AKJ05 “Map 1213 (Prison Break bölümü)”
06 25 Eylül, 2006 2AKJ06 “Subdivision (Prison Break bölümü)”
07 2 Ekim, 2006 2AKJ07 “Buried (Prison Break bölümü)”
08 23 Ekim 2006 2AKJ08 “Dead Fall (Prison Break bölümü)”
09 30 Ekim 2006 2AKJ09 “Unearthed (Prison Break bölümü)”
10 6 Kasım, 2006 2AKJ10 “Rendezvous (Prison Break bölümü)”
11 13 Kasım, 2006 2AKJ11 “Bolshoi Booze (Prison Break bölümü)”
12 20 Kasım, 2006 2AKJ12 “Disconnect (Prison Break bölümü)”
13 27 Kasım, 2006 2AKJ13 “The Killing Box (Prison Break bölümü)”
14 22 Ocak, 2007 2AKJ14 “John Doe (Prison Break bölümü)”
15 29 Ocak, 2007 2AKJ15 “The Message (Prison Break bölümü)”
16 5 Şubat, 2007 2AKJ16 “Chicago (Prison Break bölümü)”
17 19 Şubat, 2007 2AKJ17 “Bad Blood (Prison Break bölümü)”
18 26 Şubat, 2007 2AKJ18 “Wash (Prison Break bölümü)”
19 5 Mart, 2007 2AKJ19 “Sweet Caroline (Prison Break bölümü)”
20 19 Mart, 2007 2AKJ20 “Panama (Prison Break bölümü)”
21 26 Mart, 2007 2AKJ21 “Fin Del Camino (Prison Break bölümü)”
22 2 Nisan, 2007 2AKJ22 “Sona (Prison Break bölümü)”


3. Sezon (2007 - 2008)

3. sezonun Birleşik Devletlerde 17 Eylül’de başlayacağı duyurulmuştur. Dizi yaratıcısı Paul Scheuring 3. sezona yeni karakterlerle birlikte ana temanın “kurtarma” olacağını belirtmiştir. Bölümler kaldığı yer olan Panama’dan devam edecektir.Goldman, E., “Paley Fest: Prison Break”, IGN. 13 Mart 2007. 23 Mart 2007′de erişilmiştir.

# Bölüm Adı Yazar Yönetmen İlk gösterim # kod
1 Orientación Paul Scheuring Kevin Hooks 17 Eylül, 2007 45
&
2 Fire/Water Matt Olmstead] Bobby Roth 24 Eylül, 2007 46
&
3 Call Waiting Zack Estrin Milan Cheylov 1 Ekim, 2007 47
&
4 Good Fences Nick Santora Michael Switzer 8 Ekim, 2007 48
&
5 Interference Nick Santora Michael Switzer 22 Ekim, 2007 49
&


Özel bölümler

Sezon Bölüm Adı Anlatıcı İlk Gösterim
1 Behind the Walls Mark Thompson 11 Ekim, 2005-(Fox)
Bu özel bölüm,kamera arkası görüntüleri ve yapım ekibinin görüşlerini de içeren,ilk yedi bölümün bir özeti.Ana karakterlerin geçmişleriyle ilgili bilgilere de yer verilmiş.
2 The Road to Freedom John Leader 8 Ocak, 2007-(Fox)
İkinci özel bölüm 23 dakika sürmektedir. ikinci sezonun 14. bölümü, iikinci sezonun ilk 13 bölümünün özetini içermekte, devamdaki bölümlerin ön izlemelerini ve Wentworth Miller, Dominic Purcell, Sarah Wayne Callies, William Fichtner, Wade Williams, Paul Adelstein, Robert Knepper and Silas Weir Mitchell kişileri ile yapılan röportajları içermektedir.


Dipnotlar

Bölüm listesinin kaynağı
  • Prison Break recaps - Prison Break resmi internet sayfası
  • Prison Break bölümleri - “TV Guide”
  • Prison Break bölümleri listesi - “The Futon Critic”
  • Prison Break Bölümleri Özeti - CNBC-e


Kaynaklar

Grand Theft Auto

Thursday, May 29th, 2008

DİKKAT: bu oyun içerdiği ahlak unsurlarından dolayı +18 yaş için uygundur.
Grand Theft Auto (kısaca GTA olarak bilinir) Rockstar Games adlı oyun firması tarafından üretilen bilgisayar/konsol oyunudur. Oyunun amacı, bir şehirde çeşitli görevlerle mafya işlerindekileri öldürmek ve para kazanmaktır. İlk üretilen GTA’nın ilgi görmesi üzerine yeni sürümleri üretilmiştir.


Seri önizleme

Oyunlar, büyük bir şehirde bir suçlunun rolünde olması için oyuncuya izin verilir. Oyunun konusu bütün serilerde olduğu gibi en alttan en üst sıraya çıkmak ve sokakları ele geçirmek. Verilen görevleri tamamladıkça yeraltı dünyasına dahada yaklaşıyoruz.Ancak, isterseniz oyunda taksi şöförü, polis, itfaiye ve ambulans sürücüsü görevlerini yapabiliyorsunuz.Ama oyunun asıl amacı yukarıdada belirtildiği gibi suç dünyasında en alttan en üste çıkmak ve düşmanlarınızdan öc almak.
iyi eğlenceler

Son olarak Amerika’nın Meksika Eyaletinde Bir gencin Üvey annesini ve Babasını öldürmesi üzerine göz altına alınan gencin “bu oyunları sürekli oynuyordum onlardan etkilendim” demesi üzerine RockStar Games’in başı ağrıdı.

GTA IV adlı oyun ile 16 Ekimde Gta Serisi tekrar piyasalarda yer alacak.

Oyunun tanıtım videosunu izlemek için: http://www.rockstargames.com/IV

Oyun hakkında daha ayrıntılı bilgi: http://www.gtaforumtr.tr.cx

  • Grand Theft Auto Advance(2004) oyunu GameBoy Advanced için çıkan oyunun ilk sürümüdür.

Intel Gamex

Thursday, May 29th, 2008

24-27 Mayıs arasında İstanbul Lütfi Kırdar Fuar Merkezinde gerçekleştirilecek olan Türkiye’nin en büyük oyun fuarıdır.

Fuarda Intel Lan Partisi, World GameMaster Tournament 2007 Türkiye elemeleri, ASUS Lan Partisi yapılacaktır. Ayrıca fuarda bir LEVEL odası bulunacak ve isteyen herkes LEVEL Dergisi editörleriyle oyun sohbetleri edebilecektir. Fuarda amatör Türk oyun yapımcılarının projelerini tanıtabilmesi için Oyun atölyesi adı altında sunumlar yapılacaktır. Fuar 4 gün sürecektir ve saat 11:00 ile 20:00 saatlerinde açık olacaktır. Fuar davetiyesi, fuarın sitesinden temin edilebilmektedir.


Linkler

GameX Web Sitesi

Gamex Forum

Skoda 75 mm Model 1939

Thursday, May 29th, 2008

Skoda 75 mm Model 1939 (75 mm M.39) Skoda Works tarafından 1939 yılında Çekoslavakya’da üretilmiş bir dağ sılahıdır.Dizaynı Bofors L/22 modelini andırmaktadır.Silah nakliyesi sırasında 8 parçaya bölünebilir ve binek arabası ile taşınır.Silah mürettebatı zırhlı koruyucular ile korunurlar.Bu silah İran ve Romanya’da kullanılmıştır.


Özellikler

  • Kalibre: 75 mm
  • Atış Aralığı: -30°’den 70°’e
  • Ağız Çıkış Sürati: 480 m/s
  • Menzil: 10200 m
  • Travers: 7°
  • Ağırlık: 820 kg
  • Mermi Ağırlığı: 6.3 kg

Göz At:Skoda 105 mm Model 1939

Kumçelteği, Çorum

Thursday, May 29th, 2008

Kumçelteği Köyü; Çorum ilinin Merkez ilçesine bağlı, Kızılırmak havzasında İskilip-Çorum karayolu üzerinde, Kızılırmak’ın güney kıyısında 120 hane, 521 nüfuslu bir Türk köyüdür [1] Çorum Belediyesi İnternet Sitesinde Köyün Nüfusu.

Çeltek isminin TDK sözlüğüne göre kelime manası halk ağzında;
çoban yamağı, yardımcı, uşak’dır. Köyün kurulduğu yerin kumlu bir alanda olası, adını da buradan almasına vesile olmuştur.

Çorum’a 47 km., İskilip’e ise 30 km. mesafededir [2]Köyün Merkeze Uzaklığı.
Köy, 40° 35′ kuzey enlemi ve 34° 30′ doğu boylamının kesiştiği yerdedir. Denizden yüksekliği 501 metredir.

Komşu köyleri; kuzeyde Kızılırmak sınır olmak üzre Karlık ve Edip Bey Çiftliği, doğuda Tozluburun ve Eskiören , güneyde İğdeli ve Kırkköy, batıda da Çukurköy ve Eskiçeltek köyleri ile çevrilidir [3] Kumçelteği Köyü’nün enlem ve boylamları.


Tarihçe

Köyün ilk yerleşimcilerinin Hititler olduğu sanılmaktadır. Köy Hattuşa ile İskila arasındadır. Hattuşa’ya at sırtında 2 saatlik mesafede ve Kızılırmak üzerinden İskila’ya geçiş noktasında olması bölgenin önemini artırmaktadır.

Bugünkü köyü güneyden çevreleyen tepelerde hala çanak-çömlek kırıkları ile bol miktarda kül kalıntıları mevcuttur. Bunlardan Şarlak tepesi, höyük yığma bir tepedir. Tepenin altında eski çağlara ait mezarlık olduğu sanılmaktadır. Tepenin eteğinden çıkan sudan zaman zaman insan iskelet parçaları çıkmaktadır. Çorum Müzesi’nin köyün 10 km. batısında Resuloğlu’nda 2006 yılında yaptığı kazılarda, 4.000 yıllık Hitit mezar alanları bulunmuştur[4]Bölgenin Tarihi Geçmişi.
Hititliler ölülerini topraktan yapılma küplere koyarak defnediyorlardı.

Su ihtiyacını karşılamak için döşenen ve günümüzde de faaliyette olan oluklu tuğlalardan yapılmış su yolları adı geçen yığma tepenin eteklerinde hala mevcuttur.

Bölge, 1074 ‘de Danişment Gazi tarafından fethedilmiş ve Türk hakimiyetine girmiştir[5] Bölgenin Türkler Tarafından Fethi.
Uzun süre konar-göçer Türk aşiretlerine ev sahipliği yapan bölgeye kökten yerleşim 1800′lü yılların ortalarında başlamıştır.1854 yılında Osmanlı kayıtlarında köy 7 hane olarak geçmektedir [6] Köye İlk Yerleşimin Başlangıcı Cevdet Türkay, Başbakanlık Arşivine Göre, Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatler, İstanbul, 1979 .

Başbakanlık arşivlerinde Osmanlı İmparatorluğu halkları üzerine yaptığı çalışmayla ünlü olan Cevdet Türkay; Ekrad-ı Çorum: Çorum, Kengıri Sancakları, Karaman Eyaleti. Türkman Taifesinden olarak tanımlamaktadırCevdet Türkay, Başbakanlık Arşivine Göre, Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatler, İstanbul, 1979:78 . Osmanlı İmparatorluğunda Ekrad kelimesi etnik bir grubu tarif etmek için değil, konar-göçer olduklarını ifade etmek için kullanılmaktaydıProf. Dr. Mehmet Ali ÜNAL, XVI. Yüzyılda Çemişgezek Sancağı , 1999 :75 .

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, Ekrad-ı Çorum ya da Badıllı Kürdü gibi isimlerle anılan Çorum ve İskilip çevresindeki bazı köylerin menşeileri Beğdilli Türkmenlerine dayanmaktadır. Prof.Dr.Faruk Sümer’e göre Oğuzlar isimli eserinde; Beğdililer”in bir kısmı yazın Sivas’a doğru, kışın ise Halep civarlarına yerleşerek hayatlarını devam ettirmişlerdirProf.Dr.Faruk Sümer, Oğuzlar , 1972 :153,212 demektedir. Yine Prof.Dr.Faruk Sümer adı geçen eserinin 205 nci sayfasında Beğdili boyu “Kayı, Yazır, Avşar ve Eymür” gibi “Oğuz yabguları” çıkaran boylar arasında sayılır demektedir. Beğdilli aşireti Oğuzların Boz Ok kolundandır.

Köyün kurucusu Hasanoğullarından Umar Kağ namında ulu bir şahıstır[7]Umar Kağ. Köyün 1800′lü yılların ortalarında kurulduğu mevcut en eski mezar taşlarından da anlaşılmaktadır. Devecilik yapan konar-göçer Türkler tarafından ilk önce Kızılırmak kenarına kurulmuştur[8] Köyün Kurulumu Ali Suavi, Hive Hanlığı, Deveciler . Sık sık su taşkınlarına maruz kaldığı için eski yerinden 500 metre güneye 1940′lı yıllarda taşınmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Kurtuluş Savaşı yıllarında özellikle köyün kurucusu olan Umar Kağ’ın yedi oğlunun (Hasan, Müezzin Ali, Kötü Bekir, Kötü Şükrü, Hüseyin, Uzun Osman, Mustafa) savaşa katıldığı ve geri dönmedikleri bilinmektedir. Umar Kağın oğullarından Müezzin Ali ve Bekir’in en son Erzurum’da Doğu Cephesi’nde görüldüğü savaştan sağ dönen çevre köylüler tarafından yakınlarına söylenmiştir. Diğerlerinin akibeti hakkında bilgi mevcut değildir.

Osmanağalar’dan Deli Gıdi 7 yıl Rusya’da esir kaldıktan sonra köyüne dönebilmiştir. Yine 93 Harbi olarak anılan 1877 - 1878 Osmanlı-Rus Harbi sırasında ve I. Dünya Savaşı’nda köye; Erzincan’ın Tercan ilçesinden Aktaş ailesi, Trabzon, Akçaabat ilçesi Tütüncüler köyünden Tür ailesi ve Ambarcı köyünden Çürük ailesi gelip yerleşmiş muhacir ailelerdir.

Nüfusunun büyük kısmı Ankara ve Çorum’da ikamet etmektedir.

Köy, 2007 yılında su tutmaya başlanacak olan Obruk Barajı göl havzasında kalacağı için günümüzde terkedilmiş durumdadır [9] Obruk Barajına 24 Eylül 2007′de Su Tutulacak .
Köy yeni yerleşim alanı olarak şu anki mevkisinden, 500 metre güneydeki tepe yamacını belirlemiştir.


Kültür


Köy Mutfağı

Köyün bamyası ve deli acı diye adlandırılan biberi meşhurdur. Kızılırmak sayesinde manda yetiştiriciliği yapılan köyün kaymağı, oldukça meşhurdur ve üretilen kaymaklar Çorum, Ankara gibi büyük şehirlere günlük olarak servis edilir. Köy çeltik üreticisi bir köy olduğu için pilav çeşitleri ön plana çıkmaktadır. Pilavın bezelyelisi, kayısılısı, iç fıstıklısı ve ciğerlisi oldukça güzel demlenir. Ayrıca tüm İç Anadolu köylerinde olduğu gibi yarma, bulgur, düğür, erişte, yeşil mercimek, fasulye, turşu kışları; madımak, yağlıca, tekecen gibi doğada yetişen otlar ile her türlü sebze ise yaz mevsiminde mutfaklarda tüketilir. Özellikle kırlarda doğal olarak yetişen kapari gerek ticari olarak gerekse tüketim olarak köylünün ilgisinden uzaktır. Köyde yapılan yemek çeşitlerinden birkaçı ise;

  • Kaz Dolması: Kışın kar düşmedikçe yapılmaz çünkü, kaz çimen kokar ve yenmez. Bütün bir kaz tüylerinden arındırıldıktan sonra haşlanır. Önceden ıslatılan pilavlık baldo pirinç ile kazın içi doldurulur ve fırına verilir. Nar gibi kızaran kazın eti içinde demlenen pilavın üzerine tikelenirek servis edilir. Köyde bu işi en iyi yapan iki usta olan, Murat Arslan ve Hasan Baysal şimdi Ankara’da yaşamaktadırlar.
  • Bulgur Aşı : Bulgur pilavının sebzeli ve biraz sulusu. Yufka ekmek üzerine dökülerek servis edilir.
  • Madımak Aşı: Madımak doğal ortamda yetişen bir ot olduğu için biraz bulgur katılarak yapılan yemek, oldukça lezzetlidir.
  • Keşkek :Yarmalık buğdaydan kışın yapılmaktadır.
  • Çatal Aşı: Yeşil mercimek ve erişteden yapılır. Süzme yoğurt ya da ayran katılarak ve üzerine naneli yağ yakılarak servis edilir.
  • Pilav çeşitleri
  • Livig aşı: Tırşik çorbası olarakta bilinir. Tirşik doğada bulunan yaban pancarı’dır. Çok zehirli bir bitkidir. Temizlenip doğranan yaban pancarı yaprakları; bir kase yoğurt çırpılır, nohut ve yarma ile beraber birazda ılık su ile kazana konur. Buna ekşitme denir. Bir miktar tuz ilave edilir. İyice karıştırılır üzerine un eklenir. Bu karışım üzeri sıkıca kapatılarak mayalanmaya bırakılır ve bir gün sonra ateşte iyice kaynatılarak pişirilir. Hafif buruk ve ekşimsi bir tadı vardır. Bu çorbanın daha önceden yapılışını görmeyenler yapmasın.
  • Yırtma Aşı,
  • Toyga (Took) Aşı,
  • Köfte Aşı,
  • Ayran Aşı,
  • Tarhana : Batı Anadolu’da muhacir tarhanası diye bilinen çeşidi yapılır.
  • Kısır,
  • Düğür Aşı,

Hamur işlerinden kömbe diye adlandırılan kalın bir börek çeşidi yapılır. Ayrıca bazlama, fetir, bükme diye adlandırılan genelde yufka yapımı sırasında yapılan hemen tüketilmesi gereken ekmek çeşitleri de yapılmaktadır[10]Çorum Yöresel Mutfağı.


Örf ve Adetler

Köyde uygulanan belli başlı örf ve adetler şunlardır:

  • Hıdrellez: Karakışın bittiğini baharın geldiğini müjdeler. Topluca tepelere çıkılır, yemekler yenir.
  • Tütsü yakılması,
  • Kurşun dökülmesi,
  • Üzerlik yakılması,
  • Ellere ve ayaklara kına yakılması,
  • Bayramlar: Bayram namazından sonra köylü toplu olarak bayramlaşır. Dargınlar barışır.
  • Mezarlık ziyaretleri: Bayram dolayısıyla arife günü mezarlık ziyaret edilir.
  • Düğünler : Cuma günü öğleden sonra düğün evine bayrak dikilerek düğün başlar. Pazar günü gelin damat evine indiğinde biter. İki gün boyunca gelen konuklar ağırlanır. Düğünlerde İskilip Dolması ana yemektir.
  • Asker Uğurlaması: Askere gidecek tertiplerin gitmeden 15 gün önce her gün ayrı bir evde verilen ziyafetlerle ve ceplerine konan harçlıklarla uğurlaması yapılır[11]Çorum Köylerinde halen Süregelen Gelenek Ve göreneklerimiz.


Yöresel Oyunlar

Oyunlar genelde düğünlerde veya uzun kış gecelerinde oynanır.

  • Cirit :
  • Sinsin :
  • Halay : Çorum halayından ziyade Yozgat karşılamasıdır.
  • Saklanbaç :
  • Çelik-çomak:
  • Uzun eşek:
  • Yüzük kimde: Düğünlerde oynanır. Bir halka oluşturulur ve halkanın içinde birisi tüm oyuna dahil olanlardan birinin ellerine bir yüzük bırakır. Sonra sırayla “yüzük kimde?” diye sorar. Bilemeyenlerin ellerine kemerle vurur. Oyun sırayla devam eder.
  • Köçek oyunu: Düğünlerde oynanır. Güzel oynayan birisi kadın kılığına girerek davul ve zurna karşısında oynar. Kadın versiyonunda da bir kadın, erkek kılığına girerek kadınları oyuna kaldırır ve onlarla oynar. Kadınlar erkeklerden ayrı olarak eğlenirler.


Kumçelteği Konuşma Ağzı

Köyde kullanılan bazı kelimelerin yöresel şive ile söylenişi ve anlamları:

Abov: Şaşma ünlemi
Asvap : Elbise
 : Yemek
Badı : Kaz
Balak: Manda yavrusu
Bayak : Biraz önce
Bezemek : Güzelleştirmek
Bıldır : Geçen yıl
Böğür: Vücutta yan taraf
Culuk: Hindi
Çapıt : Kumaş parçası
Çeç : Harmanda başağından ayrılmış buğday yığını
Çığır: Karda açılan yol
Çığırmak: Seslenmek
Çıkı : Ekmek bohçası
Çimmek: Yıkanmak
Demin : Az önce
Dıkmak : İçeri sokmak
Döş: Göğüs
Dulda: Rüzgar almayan yer
Dünürcü : Kız istemeye gidenlere verilen isim
Dünür Gitmek : Kız istemek
Ellehem: Herhalde
Eseme : Özellik
Filik : Olgunlaşmaya yakın buğday başağı
Gaçıl : Yol açılmasını istemek
Garın : İşkembe
Golan: Kıldan örülmüş kalın ip
Göbel: Erkek çocuk
Göbelek : Mantar.
Göynek: Fanila
He mi?: Tamam mı?
heri : Çoğu cümlenin sonunda kullanılır
Helke : Kova
İyeğ: Kaburga
Kele : Belirtme sıfatı olarak kullanılır (Kele bacım bak hele! gibi).
Kömüş: Manda
Mahana: Bahane
Malamat olmak: Perişan olmak
Mandik : Kadın donu
Maşalama: Bahçelerde küçük sebze ekim alanları
Mintan: Gömlek
Muhanet: El, yabancı
Neydiceğen? : Ne yapacaksın?
Okuntu: Davetiye
Oynaş : Hafif meşrep sevgili
Öteyçe : Bulunulan yerin karşı tarafı
Ötüün: Bir gün önce
Paça : Kadın şalvarı
Pendir: Peynir
Peşkir : Havlu
Pırtı : Elbise
Pırtmak : Aradan ayrılmak
Sahan: Bakır tabak
Soyha: İşe yaramaz
Şaplak : Tokat
Şora : Şurası
Tanı canıgı ala.: Allah canını alsın (beddua).
Tuman: Pantolon
Tünek: Tavukların gecelediği yer
Uslu durmak: Akıllı durmak, yaramazlık yapmamak
yağlık: Mendil
Yayma: Çuval
Yazı : Arazi
Yoka : Sığ, derin olmayan
Yumuş: Emir, görev, öğüt
Zaar: Her halde


Coğrafya ve İklim

Bölge karasal iklim kuşağında olmasına rağmen mikro klima iklim özellikleri gösterir. Kızılırmak sayesinde biraz daha kışlar yumuşak geçer. Yaz ayları tamamen tropikal bir iklimi andırır. Nem ve sıcaklık yüksektir. Tablodaki veriler Çorum’a ait verilerin tekrar düzenlenmesi ile elde edilmiştir. Çorum, Köye göre 300 metre daha yüksektedir. Sıcaklığın her yüz metrede 1 derece artacağı esas alınarak veriler uyarlanmıştır. Obruk Barajına su tutulması ile beraber iklimin tamamen farklılaşacağı aşikardır. Havadaki nem oranı ve yağışlı gün sayısı artacaktır.
İklim Verileri:

Aylar Oca Şub Mar Nis May Haz Tem Ağu Eyl Eki Kas Ara Yıl
Ort. En Yüksek °C 5 8 13 19 23 26 29 30 27 20 13 8 11
Ort. En Düşük °C 0 -1 2 8 11 14 17 16 13 9 4 2 11
Yağışlı Gün Sayısı 12 13 14 15 13 10 6 4 4 9 11 13 7

Kaynak: Weatherbase


Bitki Örtüsü ve Yaban Hayatı

Bitki örtüsü açısından fakir denecek konumdadır. Etraf sulak alan olduğu için bataklık bitkileri ağırlıktadır. Sazlıklar gerek evcil hayvanlar için gerekse yaban kuşları ve yaban hayatı için oldukça önemlidir. Kışın geceler özellikle turnalar ve ördeklerin sesiyle dolar.
Sibirya kazları, turnalar, yeşilbaş ördekler, karabataklar, balıkçınlar, üveyik, ibibik, sığırcık, serçe, kırlangıç, leylek, ve daha pek çok kuşun yaşam alanıdır.

Son yıllarda avcılığın kontrollü yapılması sayesinde bölgede bol miktarda yaban domuzu popülasyonu görülmektedir. Kırlarda tilki, tavşan, keklik, bıldırcın popülasyonunda da artış gözlenmektedir.

Kızılırmak ve üzerinde bulunan irili ufaklı birçok ada da bu yaban hayatı için sığınak konumundadır. Özellikle yaban domuzlarının yaşam alanlarını bu adacıklar olmuştur.

Kızılırmak’ta boyları 3,5-4 metreyi bulan yayın balığı, turna balığı, aynalı sazan mevcuttur.

Arazide bu güne kadar zehirli yılan vakasına rastlanıldığı görülmemektedir. Yine sazlık alanlarda su yılanları ve doğal olarak kurbağalar da oldukça fazladır.


Nüfus

Köyde nüfus her geçen yıl azalma göstermektedir. Bunun başlıca sebebi tarımsal arazilerin yetersizliği, tarımsal üretimin getirisinin düşmesidir.

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 521
1997 477


Köyün Aileleri

Umar Kağ, Osmanağalar, Ali Hoca, Kadınınoğulları aileleri köyün kurulumundan günümüze kadarki gelişiminde etkin olmuş ailelerdir. 1854 yılındaki kayıtlarda geçen 7 hanenin içinde bu aileler de vardır.Çorum Kent Arşivi


Köyün Sosyo-Ekonomik Yapısı

Göçebe hayatın gereklerinden olan küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yanı sıra dikkati çeken en önemli unsur develerdir. Halk develer sayesinde, 1500’lü yılların başında Amu Derya nehrinin yer değiştirerek Aral Gölü’ne akması sonucunda meydana gelen kuraklık ve Moğol baskıları sonucunda Anadolu içlerine kadar gelebilmiştir. Yaşanan bu trajik olaydan sonra halkta kıtlık ve kuraklığa karşı aşırı bir korku bilinçaltına yerleşmiş ve en çok korku duyulan olay olmuştur[12]Amu Derya Nehrinin Yatak Değiştirmesi ve Türkler Üzerinde Bıraktığı Etki.

Köy halkı bölgeye yerleşimden önce göçebe hayatı yaşarken 1800’lü yılların ortalarında yerleşik hayata geçmiştir. Dolayısı ile yerleşik hayata geçişle birlikte üretim biçim ve çeşitliliklerinde de farklılığa gidilmiştir.

Türklerde görülen halı - kilim dokuma geleneğinin bu köy halkında 1900’lü yılların başına kadar devam ettiği eski dokuma çuvallardan ve kilimlerden anlaşılmaktadır.

1900’lü yılların başında yaşanan ağır savaş koşulları sonucunda köyde yetişkin erkek neredeyse kalmamıştır. Tarımda üretimin asli unsurları olan insan ve hayvan sayısı savaşlarla erimiş, uzun süre topraklardan yeterli verim işlenemediği için alınamamıştır.

Osmanlı’dan günümüz Cumhuriyet dönemine kadar hayvansal ürünlerin üretimini yapan köylünün Cumhuriyetin ilk çeyreğinden itibaren tarımsal ürünlerin de üretim ve pazarlamasını gerçekleştirdiği görülmektedir.

1940’lı yıllara gelindiğinde köyde gerek hayvancılık gerekse tarımsal üretim ilkel şartlarda da olsa devam etmiştir. Üretilen buğday, at ve eşek sırtlarında şehirlere taşınarak gerek un yapımı için değirmenlere gerekse pazara sunulmaktadır.

1950’li yıllarda yeterli sermaye birikimi sağlayanların, İskilip ya da Çorum gibi büyük şehirlerde yatırım yaptıkları ve hatta yerleştikleri görülmektedir.

1960’lı yıllarda büyük şehirlere ulaşım ve tarımda makinalaşma sayesinde refahın arttığı görülmektedir. Yine aynı yıllarda bölge halkının kurduğu çok ortaklı sulama şirketi Kızılırmak üzerine kurduğu bend sayesinde köy arazisini sulu tarıma açmıştır. Sulu tarımla beraber çeltik üretimine geçilmiş, alınan yüksek kalitedeki bol üretim ile köy halkı hızla zenginleşmeye başlamıştır.

1970-1980’li yıllar arasında köy refah düzeyi pik seviyesine ulaşmıştır. Bu dönemde köyde eşit bir zenginlik dağılımı söz konusudur. O günün şartlarında zenginlik olarak algılanan traktör her evde vardır, ayrıca köyün birçok ailesinde binek araba, minibüs ve kamyon da bulunmaktadır.
Bu dönemde köyde eğitim seviyesi elde edilen zenginlikle paralel gitmemiş, sadece birkaç aile çocuklarını okutmak için yakın şehirlere göndermiştir. Eğitim seviyesinin düşük kalması sonucunda aileler arasında husumetler doğmuştur.

1980-1990’li yıllar arasında çeltik üretiminde gerek maliyetlerin yükselmesi gerekse ithalatın serbest bırakılması sonucunda köy halkı yeni arayışlara girmiştir. Bu dönemde katma değeri yüksek sanayi ürünlerinden şekerpancarı üretimine geçilmiştir. Aynı zamanda büyükbaş hayvancılık önem kazanmıştır.
Gittikçe ağırlaşan ekonomik sıkıntılar ve şehir hayatının getirdiği cazip olanaklar köylüyü şehirde yaşamaya zorlamaya başlamıştır.

1990-2000’li yılları köyün 30 km. doğusunda inşa edilen Obruk Barajı’nın köyü yerinden kaldıracağı gerçeği ile tek çivi çakılmadan geçmiştir. Bu dönemde köylü tamamen ya Ankara’ya ya da Çorum’a yerleşmiştir. Köy evleri 57. Hükümet döneminde DSİ tarafından istimlak edilmiştir. Buna karşılık köyden daha çukurda olan ve baraja daha yakın olan köy arazisi istimlak edilmemiştir. Adeta köylü cezalandırılmaktadır.2006 yılı sonunda faaliyete geçeceği açıklanan baraj henüz faaliyete geçememiştir. Enerji lobilerinin kıran kırana geçen mücadelesi Anadolu’da bu köyü de etkilemektedir.

2000’li yıllarda köy halkında eğitim ve kültürel seviye köyden uzaklaşmaya paralel olarak artmıştır.


Ziraat

Köyün başlıca gelir kaynağı hayvancılık, pirinç (çeltik) yetiştiriciliği (2.012 dekar alanda), şekerpancarı, arpa ve buğday dır.

Hayvan yetiştiriciliği, bölgede bulunan taze ot ve yem bolluğu sonucu öteden beri yapılmaktadır. Et üretimine yöneliktir. Türkiye’nin en lezzetli dana eti bu bölgeden çıkar. Yetiştirilen hayvanlar bölgeye yakın olan entegre et tesislerine verilir. 1960’lı yıllara kadar küçükbaş hayvancılıkta da ileri olan köy, çeltik ekimi ile küçükbaş hayvancılığı terk etmiştir. Günümüzde tamamen büyükbaş hayvancılık yapılmaktadır.

Arpa ve buğday yetiştiriciliği modern yöntemlerle yapılmakta ve halen bölgenin en önemli makarnalık buğday üretimi devam etmektedir.

Devletin kota koymasından önce yoğun bir şekilde modern usullerle şekerpancarı ziraatı yapılmakta iken, günümüzde izin verilen alan ve miktarda üretim yapılmaktadır.

Pirinç (çeltik) yetiştiriciliği, Kızılırmak boyunca 1960’lı yıllardan beri yapılmaya devam etmektedir. Osmancık’tan sonra en fazla çeltik üretiminin yapıldığı ovada bulunan köy, 1970’li ve 1980‘li yıllarda refah düzeyini oldukça yükseltmiş; ancak daha sonrasında devletin uyguladığı kotalar ve ithal pirinç politakaları sonucunda her gün biraz daha fakirleşmektedir.


Turizm

Bölge özellikle kuş ve balık avcıları için oldukça önemli bir sulak alana sahiptir. Av yasaklarının kalması ile gruplar halinde İskilip, Çorum, Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlerden avcılar bölgeye gelirler. Bunun dışında balık avcıları da yoğun olarak hafta sonları büyük şehirlerden gelir ve 2-3 günlük kamplar yaparak avlanırlar.

Son yıllarda Kızılırmak üzerinde rafting yapanlara rastlanmaktadır. Raftingciler ilk başlarda yabancılarken günümüzde yerli rafting severlerde bölgede görülmektedir. Genelde rafting alanı Taybı Ovası’ndan Çorum – İskilip karayolu köprüsüne kadar olan güzergahtır. Profesyonel raftçılar ise Kırıkkale’den Çorum-İskilip karayolu köprüsüne kadar olan güzergahı kullanırlar.Köy her iki güzergah için de mola yeri konumundadır.

Köy, tipik bir Anadolu Türk köyü olması sebebi ile henüz bölgeye gelenleri turist değil, Tanrı misafiri olarak kabul ederler ve hizmetlerinin karşılığını almayı akıl etmezler. Otel yerine kullanılan köy odası vardır [13]Çorum’da Köy Odaları Geleneği . Konaklama, yeme içme bedavadır. Konaklayanlara da kaç gün kalacaksınız diye asla sorulmaz.


Muhtarlık

Seçim Yılı Muhtar
2004 Vahit Telli
1999 Veysal Kaya
1994 Dilaver Poyraz
1989 Seyit Tekeci
1984 Hamza Yarış
1980 Mustafa Yıldız
1977 Mustafa Yıldız
1973 Hazım Pekmezli
1968 Mustafa Yıldız
1963 Kazım Yıldız


Altyapı Bilgileri

Sosyal Donatı Durumu Açıklama
Sağlık Evi Var Faal Değil
Sağlık Ocağı Yok
İlköğretim Okulu Var Faal
PTT Şubesi Yok
PTT Acentası Yok
Su Şebekesi Var Faal
Kanalizasyon Yok
Köy Yolu Var Asfalt


Fotoğraflar


Kaynakça

  • Cevdet Türkay, Başbakanlık Arşivine Göre, Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatler, İstanbul, 1979
  • Ali Suavi, Hive Hanlığı
  • Yerelnet


Dış Bağlantılar

  • Google Uydu Görüntüsü
  • Uydu Görüntüsü
  • Dev Yayın Balığının Av Videosu
  • Kumçelteğiköyü.com

Sanal Sınıflar

Thursday, May 29th, 2008

Sanal sınıf, zamandan ve mekandan bağımsız olarak internet üzerinden (online) olarak belli bir amaç dogrultusunda toplanmış, öğrenciler ve liderden oluşan eş zamanlı eğitimin yapıldığı ortamdır.

Özellikleri ise;

  • Öğretmen ve öğrenciler birbirleri ile ses, görüntü ve chat (metin) yolu

ile iletişim kurabilirler .

  • Öğretmen herhangi bir sunuyu ya da çalışan bir uygulamayı kendi

bilgisayarı üzerinden öğrencilere öğretebilir.

  • Öğrenciler paylaşılan uygulamaları görmekle kalmayıp aynı zamanda

eklemeler de yapabilirler. (metin girme , çizim yapma vb.)

  • Öğretmen ve öğrenciler beyaz tahtayı kullanarak sanal sınıfta grup

için açıklamalar bırakabilirler.

sınıfı tartışma veya çalışma gruplarına bölebilir.

  • Daha sonra dinlemek amacı ile canlı oturumdan kayıt alınabilir.

Şeklinde sıralanabilir.

Eğitim teknoloğu

Thursday, May 29th, 2008

Eğitim teknoloğu, Eğitim teknolojisi biliminin oluşturduğu bilgi ve ilkeler çerçevesinde çalışan profesyonellere verilen ünvandır.

Eğitim teknoloğunun görevi insanların öğrenmelerini geliştirmek için kullanılacak süreç ve araçların çözümlenmesini, tasarlanmasını, geliştirilmesini, uygulanmasını ve değerlendirilmesini yapmaktır.

Eğitim teknologluğu lisans üstü eğitim ile elde edilen bi ünvan değildir, üniversitelerin Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümünü bitirenler bu ünvanı edinir.

İnceöz, Çamlıdere

Wednesday, May 28th, 2008

İnceöz, Ankara ilinin Çamlıdere ilçesine bağlı bir köydür.


Tarihi

İnceöz köylülerinin gelenek ve âdetleri Türkmen ve Yörük kökenli olduklarını gösterir.Caminin önünden üç dört yer değiştirerek şimdiki yerine yapılan Köy çeşmesinin 150 yıldan daha eski tarihe sahip olduğu Hatıplar ın dedeleri Hacı Osman tarafından yapıldığı b))iliniyor.İnceöz Köyünün temelini şu kabileler kurmuştur.1-HACIVELİLER(Koçaklar,Özcanlar)2-KÖPRÜLÜOĞULLARI(Çakır,Erdoğan,Ünallar)3-HEVECİ veya HERECİOĞULLARI(Yavuz,Öztürk,Aydınlar)4-SARIMUSTAFAOĞULLARI(Doğanay,Sarı,Keskin,Özdoğanlar)5-ÇOLAKOĞULLARI(İnci,Taşdelenler)6-ÇELEKOĞULLARI(Hacıkocalar-Hacımollalar)(Albayrak,Gürbüz,Güneş ler)7-DURALİOĞULLARI(Berberoğulları)Gökdemir,Yaman,Acar,Koç,)8-ÖZBEKOĞULLARI(Demirtaş, Demirel, Özçelik, Gülmez, Çevik’ler)9-KÜRDOĞULLARI (Hevecioğulları)(Tekinler,Yeşilyurtlar, Doğanlar, Erdoğanlar ve Çoşkunlar bu sülaledendir.)10-KARADAYILAR (Derebaşı,Çetinkaya,Aslan soyadlılar)

Köyümüz kuzeyde Erenlerin su akımı, Güneyde Gıdıman, Batıda Peçenek çayı, Doğuda Pelitçik Duracan arasıydı. Köyün eski sınırları bu şekildeydi.

ESKİ KÖY ODALARIMIZ
Eskiden köyümüzde Koca Oda, Kötü Oda, Meyteller Odası, Kürtoğulları Odası, Hacımehmetlerin Oda, Çavuşlarn Oda ve Merkez Köy Odası olmak üzere 7 Adet oda vardı. Şu anda sadece Köy Odası hizmettedir. Sıcak soğuk suyu, Üç öğün yemeği, İmam ve bekçisiyle misafirlerin emrindedir. Köyümüzde sıra ile odaya yemek getirme adei olan KONAK SİSTEMİ yüzyıllardır halen devam etmektedir.


Kültür

Köyümüzde gelenek ve görenekler bütün çamlıdere köyleri ile aynıdır.Düğünler eskiden davullu zurnalı olurdu.Davetli yemekli olurdu.Genellikle bir hafta sürerdi.Düğün akşamları sinsin denilen ateş yakılarak oyunlar oynanır gösteriler yapilirdı.şimdi köyde yaşaya az olduğundan düğünler şehirde düğün salonlarında yapılır oldu.

Kız isteme-Nişan
Kız istemede tarihi ve dini gelenekler ağır basar. Oğlanın anne ve babası gelin namzedini çeştli yollarla tesbit eder.Genellikle akşam karanlığında kimseye görünmeden münasip hediye ile dünürlüğe gidilir.Allah ‘ın emri peygamberimizin sünneti diyerekten kızın adı ve istenen oğlanın adı anılarak dünürlük anılır.Hemen olumlu cevap verilmeyebilir.Durum olumlu olacaksa gelen hdiye kabul edilir.Kesin olumsuz bakılırsa hediye geri iade edilir. Aradığınız burada değil veya size verilecek kızımız yok denir.

Eğer dünürlük olumlu olursa eşdost ve akrabalarımız var. Onlara sormamız lazım gibi kibarca nazlanılır.Bir dahaki seferde de olumlu cevap verilir. Nişan günü tesbit edilir. Nişan ın plan ve proğramı yapılır.
KÖYÜMÜZE ÖZGÜ YEMEKLER
MIHLAMA:Tereyağı,soğan ve köy yumurtası ile yağda yumurta pişirme yemeğidir.Ehli hanımlarca çok güzel yapılır.Köy odasına konak çekerken ve misafir geldiğinde pişirilir.
KAPAMA:Büyükçe bir tavada bir ufak küpün içine konan etlerle beraberpişirilen bir çeşit pilav yemeğidir.Pilav pişerkek ağız aşağı kapalı küpteki etler de pişer.Sonunda küp kaldırılır.Etler pilavın izerinde olarak servis yapılır.Özel zamanlarda hazırlanan bir yemektir.
ETLİ HAMUR:Açılan yufka kare şeklinde kesilir.İçine kıyıma konup kapatılır.Yeterince yapılınca makarna pişirir gibi pişirilip üzerine eritilmiş kızarmış tereyağ dökülür.Genellikle özel günlerde pişirilir.
 KÖYÜMÜZE ÖZGÜ YEMEKLER
 MIHLAMA:Tereyağı,soğan ve köy yumurtası ile yağda yumurta pişirme yemeğidir.Ehli hanımlarca çok güzel yapılır.Köy odasına konak çekerken ve misafir geldiğinde pişirilir.
 KAPAMA:Büyükçe bir tavada bir ufak küpün içine konan etlerle beraberpişirilen bir çeşit pilav yemeğidir.Pilav pişerkek ağız aşağı kapalı küpteki etler de pişer.Sonunda küp kaldırılır.Etler pilavın izerinde olarak servis yapılır.Özel zamanlarda hazırlanan bir yemektir.
 ETLİ HAMUR:Açılan yufka kare şeklinde kesilir.İçine kıyıma konup kapatılır.Yeterince yapılınca makarna pişirir gibi pişirilip üzerine eritilmiş kızarmış tereyağ dökülür.Genellikle özel günlerde pişirilir.


Coğrafya

Ankara iline 123 km, Çamlıdere ilçesine 13 km uzaklıktadır.


İklim

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.


Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 89
1997 69


Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.


Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - SELAHATTİN SARI
1999 - BEKİR SARI
1994 - BEKİR SARI
1989 - BEKİR SARI
1984 -BEKİR SARI


Altyapı bilgileri

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


Dış bağlantılar

  • Yerelnet

Pearl Harbor

Wednesday, May 28th, 2008

Pearl Harbor ile aşağıdakilerden herhangi biri kastedilmiş olabilir:

  • Pearl Harbor, Hawaii, ABD’de bir liman
  • Pearl Harbor (film), başrollerinde Ben Affleck, Josh Hartnett ve Kate Beckinsale’in yer aldığı sinema filmi
  • Pearl Harbor Saldırısı

Zeki Arslantürk

Wednesday, May 28th, 2008

1950 yılında Trabzon Of’ta doğdu. 1969′da Eyüp Lisesini bitirdi. 1974′te İÜ Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldu. Atatürk Üniversitesi İşletme Fakültesinde 1979 yılında Türk Sosyolojisinde Nâima’nın Yeri ve Osmanlı Devleti’nin Çöküş Sebepleri adlı doktora tezini tamamladı. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü’nde öğretim üyeliği ve Bolu Meslek Yüksekokulunda müdürlük yaptı. 1993 yılında doçent oldu. 1995′te Bolu İzzet Baysal Üniversitesi Düzce Meslek Yüksekokulunda öğretim üyesi iken, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesine naklen atandı. 1999′da profesörlüğe yükseltildi.


Kitapları

  • Sosyoloji Kavramlar Kurumlar Süreçler Teoriler, Tayfun Amman ile birlikte, Çamlıca Yayınları, ISBN 9758646028.
  • Naima’ya Göre XVII. Yüzyıl Osmanlı Toplum Yapısı, Ayışığı Kitapları, 1997


Göz At

  • Din Sosyolojisi

Stéphane Henchoz

Tuesday, May 27th, 2008

Stéphane Henchoz (d. 7 Eylül 1974, Billens) İsviçreli futbolcu.


Kariyeri

İlk kulübü olan Neuchâtel Xamax’ta 3 sezon boyunca oynadığı iyi futbol ile milli takıma seçildi. Ardından SV Hamburg’a transfer oldu. 2 sene burada oynadı ve İngiltere Premier Lig’in takımlarından Blackburn Rovers’a geçti. Burada göze çarptı ve 1999′da Liverpool’a transfer oldu. 6 sezon boyunca Liverpool forması giydi. 2005′te Celtic’e transfer oldu ama aynı sezon Wigan Athletic takımına geçti. 2006 yılında Blackburn Rovers’a geri döndü ve halâ bu takımda oynamaktadır.


Milli Takım

1996 ve 2004 Avrupa Futbol Şampiyonaları’nda İsviçre Millî Takımı’nda yer aldı. Ülkenin yetiştirmiş olduğu en iyi defans oyuncularından biridir. 72 kere oynadığı millî takıma 2005 yılında veda etti.

Mutluluk

Tuesday, May 27th, 2008


PİÇLER VE OROSPULAR İÇİN

Mutluluk, TDK sözlüğünde “bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan doğan kıvanç durumu” olarak tanımlanmakta olup, şimdiye dek sayısız değişik tanımları yapılmış görece ve göreli bir kavramdır.

{{}}== Mutluluk kavramı hakkında farklı görüşler ==

Kimileri mutluluğu maddi alanda, kimileri manevi alanda, kimileri ise hem maddi hem manevi alanda edinilebilecek bir ruhsal hal olarak ele almışlardır. Örneğin, mutluğun manevi alanda edinilebilecek bir hal olduğunu düşünen eski Grek düşünürleri mutluluğu erdemin ödülü olarak değerlendirmişlerdir.
Mutluluk hakkında mistisizmde, çeşitli dinlerde ve felsefi ekollerde ortaya konan görüşlerde farklılıklar genellikle şu soruların yanıtlarında toplanmaktadır:

  • Mutluluk bir amaç mı, bir sonuç mu olmalıdır?
  • Mutluluk, manevi değerlere mi bağlıdır, maddi değerlere mi bağlıdır?
  • Maddi değerlerin edinilmesiyle edinilen geçici hal mutluluk kapsamında değerlendirilebilir mi?
  • Mutluluk kişinin diğerleri hakkındaki hareketleriyle ne derecede ilişkilidir, diğer insanlarla birlikte yaşamayan, toplumdan yalıtılmış biri mutlu olabilir mi?
  • Istırap ya da mutsuzluğu tatmamış biri mutlu olabilir mi?


Ruhçu görüş

Spiritüalist görüşe göre ruhun dünyaya gelme amacı mutlu olmak değil, tekamül etmektir. Mutluluk ise bir amaç değil, bir sonuçtur. Mutluluk maddi değerlerle edinilemez, çünkü maddi değerler geçici olup, bir gün yok olacaklardır. Şu halde gerçek veya devamlı mutluluk, geçici olmayan manevi değerlere bağlı olup, ebediyen yaşayacak olan canlılara duyulan sevgiyle ve diğerkamca hareketlerle yakından ilgilidir. Gerçek mutluluk, başkaları için verilen emeklerin ruhta bıraktığı hazlardır, vazifesini yerine getiren varlığın duyduğu huzur ve sevinç halidir.


Mutluluk hakkında vecizeler

  • Kişinin yaşadıkça memnun ve mutlu olması için gereken şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır. (…) Bir insan böyle hareket ederken ‘benden sonra gelecekler acaba böyle bir ruhla çalıştığımı bilecekler mi’ diye bile düşünmemelidir. Hatta en mutlu olanlar hizmetlerinin bütün nesillerce bilinmemesini tercih edecek karakterde bulunanlardır.” (M.K. Atatürk,1937,100 ve 1937,5-277)
  • “(…) Hal böyleyken, insanlar gerçek mutluluk ve kurtuluşu, ancak maddelere tapan nefislerinin hava ve hevesine tutsak olmuş iradelerine göre değer biçtikleri birtakım uydurma kurallardan beklemektedirler. (…) Maddelere ve objelere bağlı mutluluklar, doğal olarak bu cansız şeyler gibi geçicidir (fanidir) ve günün birinde onlar gibi çökecek, yıkılıp gidecek, yok olacaklardır. Fani şeylere bağlı ve onlarla geçerli hiçbir mutluluk devamlı olamaz. Devam eden, ölmeyen bir mutluluk, ebedi (sonsuz) değerlere bağlı ve onlarla geçerli bir mutluluktur. Şu halde hakiki mutluluğun kaynaklarından birini de, ebedi olan canlı varlıklara, özellikle insan ruhlarına duyulan sevgi oluşturur. Çünkü o (sevgi) ebedidir. (…) İnsanın hakiki mutluluğunun ilk kapılarını açan sevgi, merhamet, şefkat ve yardım duygularıyla beslenir. Bu duygular mutluluk kapısının en sadık kapıcılarıdır. Bunlar izin vermeden ne gerçek sevgiye ulaşılır, ne de büyük mutluluğun kapıları açılır.” (Neo-spiritüalizm’in kurucusu Dr.Bedri Ruhselman)
  • Bütün mutsuz olanlar, yalnız kendi mutlulukları peşinde koşanlardır. Bütün mutlu olanlar ise başkalarının mutlu olması için çalışanlardır.” (Budizm)
  • Engelleri aşmak, varoluşun en büyük hazzıdır; bunlar ticaret ve iş yaşamındaki maddi şeylerde de olabilir, öğrenme ve bilimsel araştırmadaki düşünsel şeylerde de olabilir; bu engellerle savaşmak ve onları yenmek mutluluk verir.” (Schopenhauer)
  • İnsanın gerçek varlığını bilmesi mutluluk, unutması ise elemdir.” (Sri Nisargadatta Maharaj)


Kaynakça

  • Mutluluk
  • Mukadderat ve İcabat,Bedri Ruhselman
  • Ruh ve Kainat dergileri (18 sayılık cilt)
  • Atatürkçülük, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul,1984

Ruanda Soykırımı

Tuesday, May 27th, 2008

Ruanda Soykırımı, Ruanda’da 1994 yılında yaklaşık yüz gün içinde 800.000 Tutsi ve ılımlı Hutu’nun, aşırı uç Hutular (Interahamwe) tarafından öldürülmesi olayıdır. Katliam, Tutsi destekli isyancı Ruanda Vatansever Cephesi lideri Paul Kegame’ye bağlı güçlerce, Hutu ağırlıklı hükümetin düşürülmesi ile son buldu. Ardından yönetimden güç alan Tutsilerin öç bahanesiyle saldırması sonucu yüzbinlerce Hutu, komşu Zaire’ye (Kongo Cumhuriyetine) sığındı.


Öncesi

1890 Brüksel Konferansı’nda, bölgede neredeyse hiç Alman olmamasına rağmen, hâkim devletlerce Ruanda, Almanya idaresine verildi. Doğal kaynaklar açısından zengin diğer devletler varken, kendi payına bu fakir ve karasal devletin düşmesinde yarar görmeyen Almanya, 1907′ye kadar ülkeye bir idareci bile göndermedi. I. Dünya Savaşı’nın ardından Ruanda yönetimi Belçika’ya verildi. Belçikalılar Almanların aksine yönetimle daha fazla ilgilendiler. Doğal yaşam ihtiyaçlarını karşılamak dışında çalışmayan Ruandalılara kahve tarlalarında çalışma zorunluluğu ve çalışmayanlar için kırbaçla cezalandırma gibi yeni kurallar getirildi.

Ülkede o zaman yaşayanların %90′ı Hutu, %9′u Tutsi, %1′i ise Pigmeydi. Pigmeler yaşam alanı ve kültür olarak diğerlerinden farklı olsa da, o güne kadar bir arada yaşayan Tutsi ve Hutular birbirlerinden çok farklı görülmüyordu. Afrika siyasetinde yönetici ve yöneten unsurların birbirinden ayrılması prensibini uygulayan Belçikalılar bu politikayı Ruanda için kontrolün elde tutulmasının garantisi olarak gördüler ve bölgede bulunan azınlıktaki Tutsileri, Hutulara karşı desteklemek amacıyla ırka dayalı bazı ayrıcalıklar verdiler. Koloni güçlerine kolaylık olması amacıyla, herkese ırkını gösteren kimlikler dağıtıldı. Tutsi ve Hutuların aslında ortak olan dil-gelenek-etik geçmişleri ve kültürleri yok sayılarak, bir tür yapay ırksal ayrımcılığa başlandı. Belçikalı yöneticiler ayrımcılığı körüklemek amacıyla, işe alımlardan hastane kabullerine kadar bütün kararları ırksal farklılıklara göre almaya başladılar. Bu dönemde Tutsiler, Hutulara göre çok daha iyi yaşam şartlarına ve daha iyi işlere kavuştu. İnsanların hangi ırktan olduğuna karar verilirken bazı objektiflikten uzak ve akıl dışı kriterler kullanılmıştır. Etiyopya kökenli olduğuna inanılan Nuh’un soyuna dayandırılan Tutsilerin daha ince yapılı ve narin bir görünüşe sahip olduğu iddia edilmiş ve uzun boy, güzel görünüm gibi fiziki özellikleri olanlar Tutsi sayılmıştır. Bunun yanında zengin olanlar, örneğin, 10 inekten daha fazlasına sahip olanlar da Tutsi olarak kaydedilmiştir.

Daha sonra üniversiteler, eğitim ve sosyal olanaklar Hutulara neredeyse tamamen kapanmıştır. 1950′lere kadar Tutsileri Hutulardan üstün tutma siyaseti güden Belçika, bu tarihten sonra savaşın ardından özgürlükçü akımların güç kazanması üzerine, Hutuların üzerindeki baskıyı hafifletmiş, hatta zamanla, sayıca üstünlüklerinden ötürü Hutuları desteklemeye yönelmiştir. Bunun bir sebebi de, uzun vadede ülkedeki yönetimin seçimler aracılığı ile sayıca üstün Hutulara geçme olasılığının artmasıdır. Belçika, Ruanda ve Burundi’yi, 1962 yılında her iki devlet bağımsızlıklarını kazanana kadar yönetti. Bu dönemdeki Belçika yönetimi tıpkı İngilizlerin Güney Afrika Cumhuriyeti’nde uyguladıkları gibi, yerli halk üzerinde acımasız ve adaletsiz olmakla suçlanmıştır.


Başlangıcı

II. Dünya Savaşı’nın bitmesiyle, bağımsızlığa hazırlamak amacıyla Ruanda yönetimi Birleşmiş Milletlere verildi. Beklenen şekilde yapılan seçimlerde Hutu milliyetçisi PARMEHUTU Hareketi (Hutu Özgürlük Hareketi) iktidara geldi. İktidara geldikleri andan itibaren, Belçikalıların desteğiyle, eski yönetimin uzantısı sayılan Tutsilere karşı hemen her bölgede çeşitli yaptırımlar uygulanmaya başlandı. Bu faaliyetlerin sonucunda 20 bin ila 100 bin arasında Tutsi öldürüldü, 160 bin kadarı da komşu ülkelere, Tanzanya ve Uganda’ya sığındı.

Bağımsızlık kazanılmasından sonra PARMEHUTU yönetimi, tek parti iktidarı sırasında da Hutu milliyetçisi bir politika izledi. 1964 ve daha sonra 1974′teki pogrom adı verilen olaylarda birçok Tutsi öldürüldü ya da sürüldü. Bu olaylar sırasında Tutsi öldüren Hutular devlet tarafından korundu. Göstermelik bir iki olay dışında kimse yargılanıp cezalandırılmadı. Tutsilerin nüfusa oranları olan %9 oranı bütün ülkede üst limit olarak tanımlanarak Parlamento başta olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlardaki eğitimli Tutsiler işten çıkarıldı ve sürgüne zorlandı.

1973′te Hutu Juvénal Habyarimana bir darbeyle iktidarı ele geçirip, PARMEHUTU hareketine son verdi. Ancak kendisi de bir Hutu milliyetçisi olduğundan Tutsiler açısından pek fazla değişiklik olmadı.

1980 yılına kadar komşu ülkelerdeki Tutsi nüfusu 500 binlere kadar ulaştı. Eğitimli ve kalifiye kişiler olmaları sebebiyle gittikleri ülkelerdeki önemli kadroları ele geçirerek ülkelerine dönüş için organize olmaya çalıştılar. Bu amaçla kurulan “Ruanda Yurtseverler Birliği” (RYB) Ruanda hükümetine baskı kurmaya çalıştı ancak politik bir çözüme varılamadı.

Uganda’daki kamplarından çıkıp Ruanda’da hükümetle silahlı mücadeleye başladıkları 1 Ocak 1990′dan 1992′ye kadar bir iç savaş yaşandı ancak Ağustos’ta imzalanan ateşkesle geçici olarak savaş durduruldu. Bu sürede soruna “kalıcı çözüm” bulmak isteyen aşırı uçtan Hutular aldıkları kararları hayata geçirmeye kadar verdiler.

En ücra köylere kadar her yerde Interahamwe adı verilen yerel yarı-askeri örgütler kurularak Tutsiler ve ılımlı Hutular fişlendi. Ekonomisi silah alımına uygun olmayan bir ülke olduğundan Çin’e yüzbinlerce satır siparişi verildi. Satır verilemeyenlere ise, ucu sivri sopalar verilerek bunları yakında başlayacak olan “böcek” avında kullanmaları söylendi. Bütün bu hazırlıkların farkında olan Hutu hükümeti önlem olarak hiçbir şey yapmamıştır.

6 Nisan 1994′te tarihin gördüğü en kanlı katliamlardan birisi radyoda yapılan anonslarla başladı. O gün, bir Hutu olan devlet başkanının uçağı düşürüldü. Ülkede yaşanan kaostan faydalanan Interahamwe üyeleri ellerindeki listelere bakarak, eğitimli Tutsi ve ılımlı Hutular başta olmak üzere kıyıma başladılar. Katliamlara şahit olan bölgedeki Kanada ordusuna bağlı bir komutan, bizzat Birleşmiş Milletler Sekreteri (Kofi Annan’ı arayarak) katliamı bildirmiş ve ne yapılması gerektiğini sormuş olmasına rağmen müdahale etmemesi emrini almıştır.

Somali başarısızlığının etkisiyle bölgeden uzak durmak isteyen ABD, baskı yaparak ve bölgede öldürülen 10 BM askerini sebep göstererek, BM Barış Gücü askerlerinin çekilmesini sağladı. Bunun üzerine katliam daha da şiddetlendi. Hutu milisleri, neredeyse ellerine geçen her aletle, balta, bıçak, satır, taş ile Tutsileri öldürmeye başladılar. Parası olan Tutsiler kurşun parası vererek, acısız ölümü satın alıyorlardı, olmayanlar ise en acımasız şekilde öldürülüyordu. Öldürmekten yorulan Hutular, Tutsilerin kaçmasını önlemek maksadıyla aşil tendonlarını kesiyor, dinlendikten sonra katlimlarına devam ediyorlardı. Kilisede rahipler, hastanede doktorlar, ellerindeki Tutsileri cellatlarına teslim ediyorlardı.

Ceset saklanabilecek her yer cesetlerle dolmuş, cesetlere saldıran köpeklere sinirlenen Hutular, o dönemde neredeyse ülkedeki tüm köpekleri öldürerek yok etmişlerdir. Dünyadaki soykırımlara seyirci kalmayacağını söyleyen Fransa ve ABD gibi ülkeler, bölgeye müdahale etmemek için BM’de soykırım sözcüğünü içeren tüm önergelerde değişiklik isteyerek, belgelerden çıkartılmasını istemişlerdir.

Katliam haberlerini alan RYB üyeleri ülkenin doğusundan girip katliamcılarla savaşarak başkente kadar ülkeyi ele geçirdiler. O ana kadar bölgeye müdahaleden uzak durmaya çalışan Fransa, ani bir kararla, katliamı destekleyen ve o anda legal olarak tanınan Hutu hükümetine askeri yardıma başladı. Bölgede hızla ilerleyen Fransız askerleri, Kigali’nin batısından Kongo’ya kadar olan bölgenin yönetimini ele geçirdi ve oraya RYB askerlerinin girmesini engelleyip, bölgedeki katliama müdahale etmedi. O ana kadar 600 bin insan öldürülmüşken, kendi sorumlulukları altındaki bölgede 200 bin kişinin daha öldürülmesine seyirci kaldılar.

100 gün içinde bölgede 800.000′e yakın insan öldürülmüş, 2.000.000 Hutu, Tutsilerin ve RYB askerlerinin öç almasından çekindiği için komşu ülkelere mülteci olarak sığınmıştır. Tüm devlet kurumları çökmüş, ekili alan kalmamıştır.


Nedenleri

Soykırımın nedeni olarak, tıpkı Holocaust’a neden olarak gösterilen, Avrupa kaynaklı ırk temeline dayalı teoriler de öne sürülmektedir. Avrupa’da o dönemde, ırk üzerine düşünce üreten bazı çevrelerce, Ruanda bölgesinde yaşayan insanların, ari ırk ile aşağı ırk olarak kabul edilen zenciler arasında bir tür geçiş ırkı olduğu iddia edilmiştir. Bu yüzden Hutuların, Tutsileri gerçek Ruandalı olarak değil, kendilerini sürekli aşağılayan ve sömüren Avrupalıların ülkelerindeki işgalci akrabaları olarak değerlendirdikleri iddia edilmiştir. Benzer olaylar başka ülkelerde örneğin Sudan’da da görülmüştür.

Bir başka neden olarak, özelikle Tutsi bölgelerinde kalan verimli tarım alanlarının Hutularca ele geçirilme isteği de gösterilmektedir. Zengin komşularının mallarını ele geçirmek isteyen Hutuların, özellikle Tutsileri öldürdükleri ve katliamın bir anda yayıldığı da düşünülmektedir.


Sorumluları

Yaşanan katliamın ardından, sorumluların tespit edilmesi ve yargılanması için çalışmalar yapılmıştır. Ancak sorumluların sayısının fazlalığı ve yaşanan olayların yıkıcılığı yüzünden, yargılamada bazı sorunlar yaşanmıştır. Katliam sırasında neredeyse tümüyle yok olan devlet kurumlarının olmaması sebebiyle, katliam sanıklarının büyük kısmı kendi köylerinde yaşamaya devam etmiştir. Katliamın acısının halk üzerinde yarattığı etkinin dindirilmesi amacıyla, halkın kendi kuracağı mahkemelerde alacağı kararların adli olarak tanınacağının bildirilmesi üzerine “halk mahkemeleri” (gacaca ) 3′ten fazla insan öldürenleri yargılamış ve halk kendi cezasını kendisi vermiştir. Daha büyük suçlular için Birleşmiş Milletler gözetiminde Arusha Tanzanya’da bir uluslararası suç mahkemesi kurularak yargılamalar sürdürülmüştür.


Sonuçlar

Tüm politik ve ekonomik yardımlara rağmen Ruanda, yaşanan soykırımın etkilerinden kurtulamamıştır. Ülkenin yakınında meydana gelen Kongo savaşları sebebiyle ülkede ekonomik ve sosyal açıdan istenen ilerleme sağlanamamıştır. 1999′da katliamın ardından yapılan ilk seçim de politik istikrarı sağlayamamıştır.

31 Mart 2005′te, Interahamwe’nın ardından kurulan Demokratik ve Özgürlükçü Ruanda Güçleri (FDLR), soykırımı kınayarak iç savaşa son verdiğini açıklamıştır.


İddialar

Fransa ve ABD’nin özellikle bölgede katliamı başlatan Hutu’ların engellenebileceği zamanlarda Birleşmiş Milletler’i işlevsiz kılmaya yönelik diplomatik girişimleri bu iddialara temel teşkil eder. Ayrıca Fransa Eski Cumhurbaşkanı François Mitterrand O ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değil. şeklinde açıklamada bulunmuştur.
(Le Figaro, 12 Ocak 1998)

1992 yılında Ruanda Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’nı eğitmek için bölgede bulunan emekli Ulusal Jandarma Müdahale Grubu Komutan Yardımcısı Thierry Prungnaud, devlet radyosu France-Culture’e verdiği mülakatta “1992 yılında Fransız askerlerinin Ruandalı sivil milislere atış eğitimi verdiğini gördüm.” diyerek Fransa’nın henüz anlaşılamayan sorumluluğuna değinmiştir. Emekli komutan, mülakatı yapan gazetecinin ‘Fransa’nın Ruandalı milisleri eğittiğini reddettiğini’ hatırlatması üzerine “Fransa bunu her zaman inkâr etti, başka şeyler gibi. Ama önemli değil, ben doğruluyorum.” şeklinde cevap vererek benzer iddialara destek vermiştir.


Dış Kaynaklar

  • Devlet Başkanı Kegame’nin açıklaması: ‘Fransa soykırıma ortak’
  • Fransa Müdahalesine İlişkin İddialar


Ayrıca bakınız

  • Hotel Ruanda, Ruanda soykırımını konu alan sinema filmi

Altın Küre Cecil B. DeMille Ödülü

Tuesday, May 27th, 2008

Hollywood Yabancı Basın Birliği’nin (Hollywood Foreign Press Association) Altın Küre Ödüllerinde, sinema dünyasına önemli katkıları olan kişilere 1952′den beri dağıttığı ödül. Bu ödülün sahipleri;

  • 1952: Cecil B. DeMille
  • 1953: Walt Disney
  • 1954: Darryl F. Zanuck
  • 1955: Jean Hersholt
  • 1956: Jack L. Warner
  • 1957: Mervyn LeRoy
  • 1958: Buddy Adler
  • 1959: Maurice Chevalier
  • 1960: Bing Crosby
  • 1961: Fred Astaire
  • 1962: Judy Garland
  • 1963: Bob Hope
  • 1964: Joseph E. Levine
  • 1965: James Stewart
  • 1966: John Wayne
  • 1967: Charlton Heston
  • 1968: Kirk Douglas
  • 1969: Gregory Peck
  • 1970: Joan Crawford
  • 1971: Frank Sinatra
  • 1972: Alfred Hitchcock
  • 1973: Samuel Goldwyn
  • 1974: Bette Davis
  • 1975: Hal B. Wallis
  • 1976:
  • 1977: Walter Mirisch
  • 1978: Red Skelton
  • 1979: Lucille Ball
  • 1980: Henry Fonda
  • 1981: Gene Kelly
  • 1982: Sidney Poitier
  • 1983: Laurence Olivier
  • 1984: Paul Newman
  • 1985: Elizabeth Taylor
  • 1986: Barbara Stanwyck
  • 1987: Anthony Quinn
  • 1988: Clint Eastwood
  • 1989: Doris Day
  • 1990: Audrey Hepburn
  • 1991: Jack Lemmon
  • 1992: Robert Mitchum
  • 1993: Lauren Bacall
  • 1994: Robert Redford
  • 1995: Sophia Loren
  • 1996: Sean Connery
  • 1997: Dustin Hoffman
  • 1998: Shirley MacLaine
  • 1999: Jack Nicholson
  • 2000: Barbra Streisand
  • 2001: Al Pacino
  • 2002: Harrison Ford
  • 2003: Gene Hackman
  • 2004: Michael Douglas
  • 2005: Robin Williams
  • 2006: Sir Anthony Hopkins
  • 2007: Warren Beatty