Kumçelteği Köyü; Çorum ilinin Merkez ilçesine bağlı, Kızılırmak havzasında İskilip-Çorum karayolu üzerinde, Kızılırmak’ın güney kıyısında 120 hane, 521 nüfuslu bir Türk köyüdür [1] Çorum Belediyesi İnternet Sitesinde Köyün Nüfusu.
Çeltek isminin TDK sözlüğüne göre kelime manası halk ağzında;
çoban yamağı, yardımcı, uşak’dır. Köyün kurulduğu yerin kumlu bir alanda olası, adını da buradan almasına vesile olmuştur.
Çorum’a 47 km., İskilip’e ise 30 km. mesafededir [2]Köyün Merkeze Uzaklığı.
Köy, 40° 35′ kuzey enlemi ve 34° 30′ doğu boylamının kesiştiği yerdedir. Denizden yüksekliği 501 metredir.
Komşu köyleri; kuzeyde Kızılırmak sınır olmak üzre Karlık ve Edip Bey Çiftliği, doğuda Tozluburun ve Eskiören , güneyde İğdeli ve Kırkköy, batıda da Çukurköy ve Eskiçeltek köyleri ile çevrilidir [3] Kumçelteği Köyü’nün enlem ve boylamları.
Tarihçe
Köyün ilk yerleşimcilerinin Hititler olduğu sanılmaktadır. Köy Hattuşa ile İskila arasındadır. Hattuşa’ya at sırtında 2 saatlik mesafede ve Kızılırmak üzerinden İskila’ya geçiş noktasında olması bölgenin önemini artırmaktadır.
Bugünkü köyü güneyden çevreleyen tepelerde hala çanak-çömlek kırıkları ile bol miktarda kül kalıntıları mevcuttur. Bunlardan Şarlak tepesi, höyük yığma bir tepedir. Tepenin altında eski çağlara ait mezarlık olduğu sanılmaktadır. Tepenin eteğinden çıkan sudan zaman zaman insan iskelet parçaları çıkmaktadır. Çorum Müzesi’nin köyün 10 km. batısında Resuloğlu’nda 2006 yılında yaptığı kazılarda, 4.000 yıllık Hitit mezar alanları bulunmuştur[4]Bölgenin Tarihi Geçmişi.
Hititliler ölülerini topraktan yapılma küplere koyarak defnediyorlardı.
Su ihtiyacını karşılamak için döşenen ve günümüzde de faaliyette olan oluklu tuğlalardan yapılmış su yolları adı geçen yığma tepenin eteklerinde hala mevcuttur.
Bölge, 1074 ‘de Danişment Gazi tarafından fethedilmiş ve Türk hakimiyetine girmiştir[5] Bölgenin Türkler Tarafından Fethi.
Uzun süre konar-göçer Türk aşiretlerine ev sahipliği yapan bölgeye kökten yerleşim 1800′lü yılların ortalarında başlamıştır.1854 yılında Osmanlı kayıtlarında köy 7 hane olarak geçmektedir [6] Köye İlk Yerleşimin Başlangıcı Cevdet Türkay, Başbakanlık Arşivine Göre, Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatler, İstanbul, 1979 .
Başbakanlık arşivlerinde Osmanlı İmparatorluğu halkları üzerine yaptığı çalışmayla ünlü olan Cevdet Türkay; Ekrad-ı Çorum: Çorum, Kengıri Sancakları, Karaman Eyaleti. Türkman Taifesinden olarak tanımlamaktadırCevdet Türkay, Başbakanlık Arşivine Göre, Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatler, İstanbul, 1979:78 . Osmanlı İmparatorluğunda Ekrad kelimesi etnik bir grubu tarif etmek için değil, konar-göçer olduklarını ifade etmek için kullanılmaktaydıProf. Dr. Mehmet Ali ÜNAL, XVI. Yüzyılda Çemişgezek Sancağı , 1999 :75 .
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, Ekrad-ı Çorum ya da Badıllı Kürdü gibi isimlerle anılan Çorum ve İskilip çevresindeki bazı köylerin menşeileri Beğdilli Türkmenlerine dayanmaktadır. Prof.Dr.Faruk Sümer’e göre Oğuzlar isimli eserinde; Beğdililer”in bir kısmı yazın Sivas’a doğru, kışın ise Halep civarlarına yerleşerek hayatlarını devam ettirmişlerdirProf.Dr.Faruk Sümer, Oğuzlar , 1972 :153,212 demektedir. Yine Prof.Dr.Faruk Sümer adı geçen eserinin 205 nci sayfasında Beğdili boyu “Kayı, Yazır, Avşar ve Eymür” gibi “Oğuz yabguları” çıkaran boylar arasında sayılır demektedir. Beğdilli aşireti Oğuzların Boz Ok kolundandır.
Köyün kurucusu Hasanoğullarından Umar Kağ namında ulu bir şahıstır[7]Umar Kağ. Köyün 1800′lü yılların ortalarında kurulduğu mevcut en eski mezar taşlarından da anlaşılmaktadır. Devecilik yapan konar-göçer Türkler tarafından ilk önce Kızılırmak kenarına kurulmuştur[8] Köyün Kurulumu Ali Suavi, Hive Hanlığı, Deveciler . Sık sık su taşkınlarına maruz kaldığı için eski yerinden 500 metre güneye 1940′lı yıllarda taşınmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Kurtuluş Savaşı yıllarında özellikle köyün kurucusu olan Umar Kağ’ın yedi oğlunun (Hasan, Müezzin Ali, Kötü Bekir, Kötü Şükrü, Hüseyin, Uzun Osman, Mustafa) savaşa katıldığı ve geri dönmedikleri bilinmektedir. Umar Kağın oğullarından Müezzin Ali ve Bekir’in en son Erzurum’da Doğu Cephesi’nde görüldüğü savaştan sağ dönen çevre köylüler tarafından yakınlarına söylenmiştir. Diğerlerinin akibeti hakkında bilgi mevcut değildir.
Osmanağalar’dan Deli Gıdi 7 yıl Rusya’da esir kaldıktan sonra köyüne dönebilmiştir. Yine 93 Harbi olarak anılan 1877 - 1878 Osmanlı-Rus Harbi sırasında ve I. Dünya Savaşı’nda köye; Erzincan’ın Tercan ilçesinden Aktaş ailesi, Trabzon, Akçaabat ilçesi Tütüncüler köyünden Tür ailesi ve Ambarcı köyünden Çürük ailesi gelip yerleşmiş muhacir ailelerdir.
Nüfusunun büyük kısmı Ankara ve Çorum’da ikamet etmektedir.
Köy, 2007 yılında su tutmaya başlanacak olan Obruk Barajı göl havzasında kalacağı için günümüzde terkedilmiş durumdadır [9] Obruk Barajına 24 Eylül 2007′de Su Tutulacak .
Köy yeni yerleşim alanı olarak şu anki mevkisinden, 500 metre güneydeki tepe yamacını belirlemiştir.
Kültür
Köy Mutfağı
Köyün bamyası ve deli acı diye adlandırılan biberi meşhurdur. Kızılırmak sayesinde manda yetiştiriciliği yapılan köyün kaymağı, oldukça meşhurdur ve üretilen kaymaklar Çorum, Ankara gibi büyük şehirlere günlük olarak servis edilir. Köy çeltik üreticisi bir köy olduğu için pilav çeşitleri ön plana çıkmaktadır. Pilavın bezelyelisi, kayısılısı, iç fıstıklısı ve ciğerlisi oldukça güzel demlenir. Ayrıca tüm İç Anadolu köylerinde olduğu gibi yarma, bulgur, düğür, erişte, yeşil mercimek, fasulye, turşu kışları; madımak, yağlıca, tekecen gibi doğada yetişen otlar ile her türlü sebze ise yaz mevsiminde mutfaklarda tüketilir. Özellikle kırlarda doğal olarak yetişen kapari gerek ticari olarak gerekse tüketim olarak köylünün ilgisinden uzaktır. Köyde yapılan yemek çeşitlerinden birkaçı ise;
- Kaz Dolması: Kışın kar düşmedikçe yapılmaz çünkü, kaz çimen kokar ve yenmez. Bütün bir kaz tüylerinden arındırıldıktan sonra haşlanır. Önceden ıslatılan pilavlık baldo pirinç ile kazın içi doldurulur ve fırına verilir. Nar gibi kızaran kazın eti içinde demlenen pilavın üzerine tikelenirek servis edilir. Köyde bu işi en iyi yapan iki usta olan, Murat Arslan ve Hasan Baysal şimdi Ankara’da yaşamaktadırlar.
- Bulgur Aşı : Bulgur pilavının sebzeli ve biraz sulusu. Yufka ekmek üzerine dökülerek servis edilir.
- Madımak Aşı: Madımak doğal ortamda yetişen bir ot olduğu için biraz bulgur katılarak yapılan yemek, oldukça lezzetlidir.
- Keşkek :Yarmalık buğdaydan kışın yapılmaktadır.
- Çatal Aşı: Yeşil mercimek ve erişteden yapılır. Süzme yoğurt ya da ayran katılarak ve üzerine naneli yağ yakılarak servis edilir.
- Pilav çeşitleri
- Livig aşı: Tırşik çorbası olarakta bilinir. Tirşik doğada bulunan yaban pancarı’dır. Çok zehirli bir bitkidir. Temizlenip doğranan yaban pancarı yaprakları; bir kase yoğurt çırpılır, nohut ve yarma ile beraber birazda ılık su ile kazana konur. Buna ekşitme denir. Bir miktar tuz ilave edilir. İyice karıştırılır üzerine un eklenir. Bu karışım üzeri sıkıca kapatılarak mayalanmaya bırakılır ve bir gün sonra ateşte iyice kaynatılarak pişirilir. Hafif buruk ve ekşimsi bir tadı vardır. Bu çorbanın daha önceden yapılışını görmeyenler yapmasın.
- Yırtma Aşı,
- Toyga (Took) Aşı,
- Köfte Aşı,
- Ayran Aşı,
- Tarhana : Batı Anadolu’da muhacir tarhanası diye bilinen çeşidi yapılır.
- Kısır,
- Düğür Aşı,
Hamur işlerinden kömbe diye adlandırılan kalın bir börek çeşidi yapılır. Ayrıca bazlama, fetir, bükme diye adlandırılan genelde yufka yapımı sırasında yapılan hemen tüketilmesi gereken ekmek çeşitleri de yapılmaktadır[10]Çorum Yöresel Mutfağı.
Örf ve Adetler
Köyde uygulanan belli başlı örf ve adetler şunlardır:
- Hıdrellez: Karakışın bittiğini baharın geldiğini müjdeler. Topluca tepelere çıkılır, yemekler yenir.
- Tütsü yakılması,
- Kurşun dökülmesi,
- Üzerlik yakılması,
- Ellere ve ayaklara kına yakılması,
- Bayramlar: Bayram namazından sonra köylü toplu olarak bayramlaşır. Dargınlar barışır.
- Mezarlık ziyaretleri: Bayram dolayısıyla arife günü mezarlık ziyaret edilir.
- Düğünler : Cuma günü öğleden sonra düğün evine bayrak dikilerek düğün başlar. Pazar günü gelin damat evine indiğinde biter. İki gün boyunca gelen konuklar ağırlanır. Düğünlerde İskilip Dolması ana yemektir.
- Asker Uğurlaması: Askere gidecek tertiplerin gitmeden 15 gün önce her gün ayrı bir evde verilen ziyafetlerle ve ceplerine konan harçlıklarla uğurlaması yapılır[11]Çorum Köylerinde halen Süregelen Gelenek Ve göreneklerimiz.
Yöresel Oyunlar
Oyunlar genelde düğünlerde veya uzun kış gecelerinde oynanır.
- Cirit :
- Sinsin :
- Halay : Çorum halayından ziyade Yozgat karşılamasıdır.
- Saklanbaç :
- Çelik-çomak:
- Uzun eşek:
- Yüzük kimde: Düğünlerde oynanır. Bir halka oluşturulur ve halkanın içinde birisi tüm oyuna dahil olanlardan birinin ellerine bir yüzük bırakır. Sonra sırayla “yüzük kimde?” diye sorar. Bilemeyenlerin ellerine kemerle vurur. Oyun sırayla devam eder.
- Köçek oyunu: Düğünlerde oynanır. Güzel oynayan birisi kadın kılığına girerek davul ve zurna karşısında oynar. Kadın versiyonunda da bir kadın, erkek kılığına girerek kadınları oyuna kaldırır ve onlarla oynar. Kadınlar erkeklerden ayrı olarak eğlenirler.
Kumçelteği Konuşma Ağzı
Köyde kullanılan bazı kelimelerin yöresel şive ile söylenişi ve anlamları:
- Abov: Şaşma ünlemi
- Asvap : Elbise
- Aş : Yemek
- Badı : Kaz
- Balak: Manda yavrusu
- Bayak : Biraz önce
- Bezemek : Güzelleştirmek
- Bıldır : Geçen yıl
- Böğür: Vücutta yan taraf
- Culuk: Hindi
- Çapıt : Kumaş parçası
- Çeç : Harmanda başağından ayrılmış buğday yığını
- Çığır: Karda açılan yol
- Çığırmak: Seslenmek
- Çıkı : Ekmek bohçası
- Çimmek: Yıkanmak
- Demin : Az önce
- Dıkmak : İçeri sokmak
- Döş: Göğüs
- Dulda: Rüzgar almayan yer
- Dünürcü : Kız istemeye gidenlere verilen isim
- Dünür Gitmek : Kız istemek
- Ellehem: Herhalde
- Eseme : Özellik
- Filik : Olgunlaşmaya yakın buğday başağı
- Gaçıl : Yol açılmasını istemek
- Garın : İşkembe
- Golan: Kıldan örülmüş kalın ip
- Göbel: Erkek çocuk
- Göbelek : Mantar.
- Göynek: Fanila
- He mi?: Tamam mı?
- heri : Çoğu cümlenin sonunda kullanılır
- Helke : Kova
- İyeğ: Kaburga
- Kele : Belirtme sıfatı olarak kullanılır (Kele bacım bak hele! gibi).
- Kömüş: Manda
- Mahana: Bahane
- Malamat olmak: Perişan olmak
- Mandik : Kadın donu
- Maşalama: Bahçelerde küçük sebze ekim alanları
- Mintan: Gömlek
- Muhanet: El, yabancı
- Neydiceğen? : Ne yapacaksın?
- Okuntu: Davetiye
- Oynaş : Hafif meşrep sevgili
- Öteyçe : Bulunulan yerin karşı tarafı
- Ötüün: Bir gün önce
- Paça : Kadın şalvarı
- Pendir: Peynir
- Peşkir : Havlu
- Pırtı : Elbise
- Pırtmak : Aradan ayrılmak
- Sahan: Bakır tabak
- Soyha: İşe yaramaz
- Şaplak : Tokat
- Şora : Şurası
- Tanı canıgı ala.: Allah canını alsın (beddua).
- Tuman: Pantolon
- Tünek: Tavukların gecelediği yer
- Uslu durmak: Akıllı durmak, yaramazlık yapmamak
- yağlık: Mendil
- Yayma: Çuval
- Yazı : Arazi
- Yoka : Sığ, derin olmayan
- Yumuş: Emir, görev, öğüt
- Zaar: Her halde
Coğrafya ve İklim
Bölge karasal iklim kuşağında olmasına rağmen mikro klima iklim özellikleri gösterir. Kızılırmak sayesinde biraz daha kışlar yumuşak geçer. Yaz ayları tamamen tropikal bir iklimi andırır. Nem ve sıcaklık yüksektir. Tablodaki veriler Çorum’a ait verilerin tekrar düzenlenmesi ile elde edilmiştir. Çorum, Köye göre 300 metre daha yüksektedir. Sıcaklığın her yüz metrede 1 derece artacağı esas alınarak veriler uyarlanmıştır. Obruk Barajına su tutulması ile beraber iklimin tamamen farklılaşacağı aşikardır. Havadaki nem oranı ve yağışlı gün sayısı artacaktır.
İklim Verileri:
| Aylar
|
Oca
|
Şub
|
Mar
|
Nis
|
May
|
Haz
|
Tem
|
Ağu
|
Eyl
|
Eki
|
Kas
|
Ara
|
Yıl
|
| Ort. En Yüksek °C
|
5
|
8
|
13
|
19
|
23
|
26
|
29
|
30
|
27
|
20
|
13
|
8
|
11
|
| Ort. En Düşük °C
|
0
|
-1
|
2
|
8
|
11
|
14
|
17
|
16
|
13
|
9
|
4
|
2
|
11
|
| Yağışlı Gün Sayısı
|
12
|
13
|
14
|
15
|
13
|
10
|
6
|
4
|
4
|
9
|
11
|
13
|
7
|
Kaynak: Weatherbase
Bitki Örtüsü ve Yaban Hayatı
Bitki örtüsü açısından fakir denecek konumdadır. Etraf sulak alan olduğu için bataklık bitkileri ağırlıktadır. Sazlıklar gerek evcil hayvanlar için gerekse yaban kuşları ve yaban hayatı için oldukça önemlidir. Kışın geceler özellikle turnalar ve ördeklerin sesiyle dolar.
Sibirya kazları, turnalar, yeşilbaş ördekler, karabataklar, balıkçınlar, üveyik, ibibik, sığırcık, serçe, kırlangıç, leylek, ve daha pek çok kuşun yaşam alanıdır.
Son yıllarda avcılığın kontrollü yapılması sayesinde bölgede bol miktarda yaban domuzu popülasyonu görülmektedir. Kırlarda tilki, tavşan, keklik, bıldırcın popülasyonunda da artış gözlenmektedir.
Kızılırmak ve üzerinde bulunan irili ufaklı birçok ada da bu yaban hayatı için sığınak konumundadır. Özellikle yaban domuzlarının yaşam alanlarını bu adacıklar olmuştur.
Kızılırmak’ta boyları 3,5-4 metreyi bulan yayın balığı, turna balığı, aynalı sazan mevcuttur.
Arazide bu güne kadar zehirli yılan vakasına rastlanıldığı görülmemektedir. Yine sazlık alanlarda su yılanları ve doğal olarak kurbağalar da oldukça fazladır.
Nüfus
Köyde nüfus her geçen yıl azalma göstermektedir. Bunun başlıca sebebi tarımsal arazilerin yetersizliği, tarımsal üretimin getirisinin düşmesidir.
| Yıllara göre köy nüfus verileri
|
| 2007
|
|
| 2000
|
521
|
| 1997
|
477
|
Köyün Aileleri
Umar Kağ, Osmanağalar, Ali Hoca, Kadınınoğulları aileleri köyün kurulumundan günümüze kadarki gelişiminde etkin olmuş ailelerdir. 1854 yılındaki kayıtlarda geçen 7 hanenin içinde bu aileler de vardır.Çorum Kent Arşivi
Köyün Sosyo-Ekonomik Yapısı
Göçebe hayatın gereklerinden olan küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yanı sıra dikkati çeken en önemli unsur develerdir. Halk develer sayesinde, 1500’lü yılların başında Amu Derya nehrinin yer değiştirerek Aral Gölü’ne akması sonucunda meydana gelen kuraklık ve Moğol baskıları sonucunda Anadolu içlerine kadar gelebilmiştir. Yaşanan bu trajik olaydan sonra halkta kıtlık ve kuraklığa karşı aşırı bir korku bilinçaltına yerleşmiş ve en çok korku duyulan olay olmuştur[12]Amu Derya Nehrinin Yatak Değiştirmesi ve Türkler Üzerinde Bıraktığı Etki.
Köy halkı bölgeye yerleşimden önce göçebe hayatı yaşarken 1800’lü yılların ortalarında yerleşik hayata geçmiştir. Dolayısı ile yerleşik hayata geçişle birlikte üretim biçim ve çeşitliliklerinde de farklılığa gidilmiştir.
Türklerde görülen halı - kilim dokuma geleneğinin bu köy halkında 1900’lü yılların başına kadar devam ettiği eski dokuma çuvallardan ve kilimlerden anlaşılmaktadır.
1900’lü yılların başında yaşanan ağır savaş koşulları sonucunda köyde yetişkin erkek neredeyse kalmamıştır. Tarımda üretimin asli unsurları olan insan ve hayvan sayısı savaşlarla erimiş, uzun süre topraklardan yeterli verim işlenemediği için alınamamıştır.
Osmanlı’dan günümüz Cumhuriyet dönemine kadar hayvansal ürünlerin üretimini yapan köylünün Cumhuriyetin ilk çeyreğinden itibaren tarımsal ürünlerin de üretim ve pazarlamasını gerçekleştirdiği görülmektedir.
1940’lı yıllara gelindiğinde köyde gerek hayvancılık gerekse tarımsal üretim ilkel şartlarda da olsa devam etmiştir. Üretilen buğday, at ve eşek sırtlarında şehirlere taşınarak gerek un yapımı için değirmenlere gerekse pazara sunulmaktadır.
1950’li yıllarda yeterli sermaye birikimi sağlayanların, İskilip ya da Çorum gibi büyük şehirlerde yatırım yaptıkları ve hatta yerleştikleri görülmektedir.
1960’lı yıllarda büyük şehirlere ulaşım ve tarımda makinalaşma sayesinde refahın arttığı görülmektedir. Yine aynı yıllarda bölge halkının kurduğu çok ortaklı sulama şirketi Kızılırmak üzerine kurduğu bend sayesinde köy arazisini sulu tarıma açmıştır. Sulu tarımla beraber çeltik üretimine geçilmiş, alınan yüksek kalitedeki bol üretim ile köy halkı hızla zenginleşmeye başlamıştır.
1970-1980’li yıllar arasında köy refah düzeyi pik seviyesine ulaşmıştır. Bu dönemde köyde eşit bir zenginlik dağılımı söz konusudur. O günün şartlarında zenginlik olarak algılanan traktör her evde vardır, ayrıca köyün birçok ailesinde binek araba, minibüs ve kamyon da bulunmaktadır.
Bu dönemde köyde eğitim seviyesi elde edilen zenginlikle paralel gitmemiş, sadece birkaç aile çocuklarını okutmak için yakın şehirlere göndermiştir. Eğitim seviyesinin düşük kalması sonucunda aileler arasında husumetler doğmuştur.
1980-1990’li yıllar arasında çeltik üretiminde gerek maliyetlerin yükselmesi gerekse ithalatın serbest bırakılması sonucunda köy halkı yeni arayışlara girmiştir. Bu dönemde katma değeri yüksek sanayi ürünlerinden şekerpancarı üretimine geçilmiştir. Aynı zamanda büyükbaş hayvancılık önem kazanmıştır.
Gittikçe ağırlaşan ekonomik sıkıntılar ve şehir hayatının getirdiği cazip olanaklar köylüyü şehirde yaşamaya zorlamaya başlamıştır.
1990-2000’li yılları köyün 30 km. doğusunda inşa edilen Obruk Barajı’nın köyü yerinden kaldıracağı gerçeği ile tek çivi çakılmadan geçmiştir. Bu dönemde köylü tamamen ya Ankara’ya ya da Çorum’a yerleşmiştir. Köy evleri 57. Hükümet döneminde DSİ tarafından istimlak edilmiştir. Buna karşılık köyden daha çukurda olan ve baraja daha yakın olan köy arazisi istimlak edilmemiştir. Adeta köylü cezalandırılmaktadır.2006 yılı sonunda faaliyete geçeceği açıklanan baraj henüz faaliyete geçememiştir. Enerji lobilerinin kıran kırana geçen mücadelesi Anadolu’da bu köyü de etkilemektedir.
2000’li yıllarda köy halkında eğitim ve kültürel seviye köyden uzaklaşmaya paralel olarak artmıştır.
Ziraat
Köyün başlıca gelir kaynağı hayvancılık, pirinç (çeltik) yetiştiriciliği (2.012 dekar alanda), şekerpancarı, arpa ve buğday dır.
Hayvan yetiştiriciliği, bölgede bulunan taze ot ve yem bolluğu sonucu öteden beri yapılmaktadır. Et üretimine yöneliktir. Türkiye’nin en lezzetli dana eti bu bölgeden çıkar. Yetiştirilen hayvanlar bölgeye yakın olan entegre et tesislerine verilir. 1960’lı yıllara kadar küçükbaş hayvancılıkta da ileri olan köy, çeltik ekimi ile küçükbaş hayvancılığı terk etmiştir. Günümüzde tamamen büyükbaş hayvancılık yapılmaktadır.
Arpa ve buğday yetiştiriciliği modern yöntemlerle yapılmakta ve halen bölgenin en önemli makarnalık buğday üretimi devam etmektedir.
Devletin kota koymasından önce yoğun bir şekilde modern usullerle şekerpancarı ziraatı yapılmakta iken, günümüzde izin verilen alan ve miktarda üretim yapılmaktadır.
Pirinç (çeltik) yetiştiriciliği, Kızılırmak boyunca 1960’lı yıllardan beri yapılmaya devam etmektedir. Osmancık’tan sonra en fazla çeltik üretiminin yapıldığı ovada bulunan köy, 1970’li ve 1980‘li yıllarda refah düzeyini oldukça yükseltmiş; ancak daha sonrasında devletin uyguladığı kotalar ve ithal pirinç politakaları sonucunda her gün biraz daha fakirleşmektedir.
Turizm
Bölge özellikle kuş ve balık avcıları için oldukça önemli bir sulak alana sahiptir. Av yasaklarının kalması ile gruplar halinde İskilip, Çorum, Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlerden avcılar bölgeye gelirler. Bunun dışında balık avcıları da yoğun olarak hafta sonları büyük şehirlerden gelir ve 2-3 günlük kamplar yaparak avlanırlar.
Son yıllarda Kızılırmak üzerinde rafting yapanlara rastlanmaktadır. Raftingciler ilk başlarda yabancılarken günümüzde yerli rafting severlerde bölgede görülmektedir. Genelde rafting alanı Taybı Ovası’ndan Çorum – İskilip karayolu köprüsüne kadar olan güzergahtır. Profesyonel raftçılar ise Kırıkkale’den Çorum-İskilip karayolu köprüsüne kadar olan güzergahı kullanırlar.Köy her iki güzergah için de mola yeri konumundadır.
Köy, tipik bir Anadolu Türk köyü olması sebebi ile henüz bölgeye gelenleri turist değil, Tanrı misafiri olarak kabul ederler ve hizmetlerinin karşılığını almayı akıl etmezler. Otel yerine kullanılan köy odası vardır [13]Çorum’da Köy Odaları Geleneği . Konaklama, yeme içme bedavadır. Konaklayanlara da kaç gün kalacaksınız diye asla sorulmaz.
Muhtarlık
| Seçim Yılı
|
Muhtar
|
| 2004
|
Vahit Telli
|
| 1999
|
Veysal Kaya
|
| 1994
|
Dilaver Poyraz
|
| 1989
|
Seyit Tekeci
|
| 1984
|
Hamza Yarış
|
| 1980
|
Mustafa Yıldız
|
| 1977
|
Mustafa Yıldız
|
| 1973
|
Hazım Pekmezli
|
| 1968
|
Mustafa Yıldız
|
| 1963
|
Kazım Yıldız
|
Altyapı Bilgileri
| Sosyal Donatı
|
Durumu
|
Açıklama
|
| Sağlık Evi
|
Var
|
Faal Değil
|
| Sağlık Ocağı
|
Yok
|
|
| İlköğretim Okulu
|
Var
|
Faal
|
| PTT Şubesi
|
Yok
|
|
| PTT Acentası
|
Yok
|
|
| Su Şebekesi
|
Var
|
Faal
|
| Kanalizasyon
|
Yok
|
|
| Köy Yolu
|
Var
|
Asfalt
|
Fotoğraflar
Kaynakça
- Cevdet Türkay, Başbakanlık Arşivine Göre, Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatler, İstanbul, 1979
- Ali Suavi, Hive Hanlığı
- Yerelnet
Dış Bağlantılar
- Google Uydu Görüntüsü
- Uydu Görüntüsü
- Dev Yayın Balığının Av Videosu
- Kumçelteğiköyü.com